Perşembe 29 Ekim 202618°CGümülcine

Image

Çiftçi Seçeneksiz Bırakıldı, Fatura Ona Kesildi…

Artan maliyetler karşısında yalnız kalan üretici,

yanlış destek politikalarının bedelini ödüyor…

Yunanistan’da tarımsal gelir tartışmaları yeniden alevlenirken, üreticinin yaşadığı krizin “yanlış ürün tercihi”ile açıklanması çiftçi çevrelerinde tepkiyle karşılanıyor. Gübre, yakıt, enerji ve yem fiyatlarındaki sert artışlar karşısında yeterince korunmayan çiftçi, devletin yıllardır uyguladığı yönsüz ve adaletsiz tarım politikalarının bedelini ödemek zorunda bırakılıyor.

Son beş yılda tarımda toplam üretim maliyeti yüzde 20 – 30 oranında artarken, bazı temel girdilerde bu oran çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Gübre fiyatları yüzde 80–100, yakıt ve enerji yüzde 40–60, hayvan yemleri ise yüzde 30–50 oranında zamlandı. Buna karşın üretici fiyatları birçok üründe ya yerinde saydı, ya da geçici artışların ardından yeniden düştü.

Çiftçi suçlu değil, çaresiz…

Uzman yorumlarında sıkça dile getirilen “çiftçi yanlış ürünü seçti” yaklaşımı, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor. Çiftçiler, yıllardır devletin yönlendirmesi ve destekleme politikaları doğrultusunda BUĞDAY, PAMUK gibi ürünlere yönlendirildi. Bugün bu ürünlerin düşük katma değerli olduğu söylenirken, çiftçiye zamanında alternatif sunulmaması en büyük eleştiri konusu olarak öne çıkıyor.

AW014095

Sert buğdayda 2021’de yaşanan geçici fiyat artışının ardından kilogram fiyatının yeniden 25 sentin altına düşmesi, pamuk ve zeytinyağında benzer dalgalanmalar yaşanması, çiftçinin plan yapamaz hale geldiğini gösteriyor. Buna karşın maliyetler hiçbir zaman kriz öncesi seviyelere geri dönmedi.

“İsteyen geçsin” demek çözüm değil!

Devlet yetkililerinin ve bazı çevrelerin dile getirdiği “çiftçi isterse daha kârlı ürünlere geçebilir” söylemi ise tepki topluyor. Çiftçiler, bu geçişin yüksek yatırım maliyetleri, bilgi eksikliği, pazarlama sorunları ve finansmana erişim zorlukları nedeniyle pratikte mümkün olmadığını vurguluyor.

Bir üretici, “Dönüm başına 600–800 avro kazandıran ürünlerden söz ediliyor ama bunun için gereken yatırım desteği nerede?” diyerek tepkisini dile getiriyor.

Devlet sınıfta kaldı…

Asıl sorun, devletin tarım politikalarında yatıyor. Destekler çiftçiyi korumak yerine onu düşük gelirli ürünlere mahkûm ediyor, tarımın yeniden yapılandırılmasına yönelik somut adımlar ise atılmıyor. Ürün deseninin değiştirilmesi gerektiği yıllardır konuşulsa da, çiftçiye bu dönüşümü sağlayacak uzun vadeli, güvenilir ve adil bir yol haritası sunulmuş değil…

Çiftçi örgütleri, tarım desteklerinin yeniden düzenlenmesini, girdi maliyetlerini gerçekten düşürecek önlemler alınmasını ve üreticinin “kendi kaderine terk edilmesine” son verilmesini istiyor.

Sorun tercihler değil, politikalar

Sonuç olarak Yunan tarımında yaşanan kriz, çiftçinin tercihleriyle açıklanamayacak kadar derin. Üreticiler, “Bizi bu noktaya getiren biz değiliz” diyerek devlete sesleniyor:
“Çiftçiyi suçlamak kolay, ama çözüm üretmek devletin görevi.”