Perşembe 29 Ekim 202618°CGümülcine

Image

PAMUK EKEN BATIYOR, GÖREN HÂLÂ SUSUYOR!

Teselya Ovası’dan Batı Trakya’ya, aynı tablo: Su yok, kazanç yok… Destekle ayakta tutulan PAMUK TARIMI hem çiftçiyi zorluyor hem yeraltı sularını tüketiyor! Uzmanlar yıllardır uyarıyor: Çare PAMUKTA değil; SUSAMDA, BAKLİYATTA, GIDADA!

Ülke tarımının kronik çıkmazlarından biri olan pamuk üretimi, bu yıl bir kez daha çiftçinin belini büktü. Yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve her geçen yıl daha da azalan su kaynaklarına rağmen pamuk ekimi sürüyor. Sonuç değişmiyor: Çiftçi kazanamıyor, toprak susuz kalıyor, destekler boşa akıyor.

Özellikle Tesalya ve Trakya’da “beyaz altın” olarak bilinen pamuk, bugün çiftçi için ağır bir yük hâline gelmiş durumda. Bir dönüm pamuk tarlasının yaz boyunca adeta suya doyurulması gerekiyor. Ancak barajlar boş, yeraltı suları alarm veriyor! Her yaz yaşanan kuraklık, “Bu tarım sürdürülebilir mi?” sorusunu daha yüksek sesle gündeme getiriyor.

Pamukta yaşanan bir diğer çarpıcı gerçek ise ürünün kaderi. Çoğu zaman ancak desteklerle ayakta kalan pamuk, işlendikten sonra büyük ölçüde yurtdışına, özellikle de Yunanistan’nın tekstil ürünlerinde rakibi olan ülkelere gidiyor. Yani çiftçi zar zor ayakta dururken, katma değer başka ülkelerin sanayisine akıyor!

Uzmanlar ve tarım ekonomistleri yıllardır aynı noktaya dikkat çekiyor: Sorun pamuk fiyatı değil, pamukta ısrar. Kuraklığa dayanıklı, daha az su isteyen ve doğrudan gıda zinciri oluşturan ürünler masada duruyor. Bakliyat, ayçiçeği ve özellikle susam öne çıkan alternatifler arasında.

Rakamlar tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Yunanistan yılda yaklaşık 40 bin ton susam ithal ederken, yerli üretim 500–600 ton seviyesinde kalıyor. Oysa susam; pamuktan yüzde 60-70 daha az su istiyor, daha yüksek birim fiyatla satılıyor ve doğrudan gıda sanayisine giriyor. Tahin, helva, unlu mamuller gibi ürünlerde güçlü bir iç pazar ve marka potansiyeli bulunuyor.

Geçmişte benzer dönüşümler başarıyla yapıldı. Tütün sonrası kivi ve fıstık gibi ürünlere yönelen çiftçiler bugün daha istikrarlı gelir elde ediyor. Aynı model pamuk için de mümkün! Ancak bunun için planlı bir destek politikası, sözleşmeli üretim, yönlendirici destekler ve çiftçiyi yalnız bırakmayan bir devlet yaklaşımı gerekiyor.

Bugün gelinen noktada soru net: Su yokken, kazanç yokken, pamukta ısrar kime yarıyor?

Batı Trakya’da, Teselya’da çiftçi zorlanıyor; tarlalar susuz, gelecek belirsiz! Uyarılar ortada, veriler ortada. Ancak, sessizlik sürüyor… Eğer gerçek bir tarımsal dönüşüm başlatılmazsa, pamuk yalnızca toprağı değil, Yunan tarımının geleceğini de kurutmaya devam edecek!..