Başbakanlıkta yapılan kritik toplantı sonrası hükümet ve bilim kurulu net konuştu: Keçi ve koyun vebasında aşı, sorunu bitirmiyor. Avrupa mevzuatı gereği tek yol sıkı biyogüvenlik önlemleri ve karantina.
Ülkedeki küçükbaş hayvanları etkileyen Keçi ve Koyun Vebası salgınına ilişkin Başbakan Kiryakos Miçotakis başkanlığında Maksimu Sarayı’nda yapılan toplantı tamamlandı. Toplantıda, hastalıkla mücadelede izlenen biyogüvenlik önlemleri değerlendirildi ve önümüzdeki 24 saat içinde yeni bilgilendirme yapılacağı duyuruldu.
Hükümet yetkilileri ve bilim insanları, söz konusu hastalığın Avrupa Birliği’nde Kategori A hastalıklar arasında yer aldığını vurgulayarak, aşının “kolay çözüm” olmadığına dikkat çekti. Avrupa mevzuatına göre hedefin hastalığın tamamen yok edilmesi olduğu, bunun da yalnızca hayvanların itlafı, koruma bölgeleri ve sıkı hareket kısıtlamalarıyla mümkün olduğu belirtildi.
Bilim Kurulu’na göre aşılama, ülkenin “hastalıktan arı” statüsünü kaybetmesine yol açabilir ve bu durum yıllarca sürebilecek ticari yaptırımlar anlamına gelir. Özellikle yıllık ihracatı 1 milyar avroyu bulan FETA peyniri başta olmak üzere hayvansal ürün ihracatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.
Yetkililer ayrıca Avrupa Birliği’nde Keçi ve Koyun Vebasına karşı onaylı bir aşının bulunmadığını, mevcut aşıların ise sınırlı etki gösterdiğini ve hastalığı gizleyerek salgının uzamasına neden olabileceğini açıkladı. EFSA ve Yunanistan’daki veterinerlik fakülteleri de aşılama yerine biyogüvenliğin tek etkili yöntem olduğu görüşünde birleşti.
Toplantıda, bazı üreticilerin bireysel aşı girişimlerinin salgınla mücadeleyi sabote ettiği, bunun tüm sürülerin zorunlu itlafına kadar varabilecek sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.
Öte yandan hükümet, şimdiye kadar söz konusu hastalık nedeniyle hayvanları itlaf edilen yetiştiricilere AB ortalamasının üzerinde tazminat ödendiğini duyurdu. 2025 yılı içinde salgınla mücadele kapsamında toplam 167,4 milyon avro destek sağlandığı açıklandı.
Bilim Kurulu son olarak, “aşı mı biyogüvenlik mi” tartışmasının yanıltıcı olduğunu vurgulayarak, kurallara tam uyum olmadan hiçbir yöntemin başarıya ulaşamayacağını ve yanlış bilgilerin krizi derinleştirdiğini belirtti.
Kaynak: Kathimerini

