Çarşamba 04 Kasım 202614°CGümülcine

  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • Yunanistan’ın insan hakları sicili BM’de masaya yatırıldı: Türk Azınlık için dikkat çeken talepler!
Image

Yunanistan’ın insan hakları sicili BM’de masaya yatırıldı: Türk Azınlık için dikkat çeken talepler!

Birleşmiş Milletler’de Yunanistan’ın insan hakları karnesi değerlendirilirken, Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır çözüm bekleyen sorunları da gündeme taşındı! Türkiye, Türk kimliğinin tanınmasını, seçilmiş müftülerin resmiyet kazanmasını, kapatılan azınlık okulları sorununa çözüm bulunmasını ve AİHM kararlarının uygulanmasını istedi. Yunanistan ise mevcut politikalarını savundu. ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, Atina yönetimine sert tepki göstererek, “Ülkemiz bizi kendi vatandaşları olarak değil, potansiyel bir tehdit olarak görüyor!” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi bünyesinde gerçekleştirilen Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) toplantısında, Yunanistan’ın insan hakları alanındaki uygulamaları uluslararası toplumun değerlendirmesine sunuldu.

2 Kasım 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen 53. UPR Çalışma Grubu oturumunda, Yunanistan’ın dördüncü dönem insan hakları incelemesi gerçekleştirildi.

Toplantıya 99 ülkenin temsilcisi katılarak çeşitli alanlarda tavsiyelerde bulunurken, Batı Trakya Türk Azınlığının etnik kimliği, dinî özerkliği, müftülük meselesi, eğitim hakları ve örgütlenme özgürlüğü de görüşülen konular arasında yer aldı.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı da Cenevre’deki toplantıyı yerinde takip etti.

BM’deki incelemede söz alan Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığının temel haklarına ilişkin bir dizi tavsiyeyi Yunanistan’a iletti.

Türkiye’nin talepleri arasında, Batı Trakya Türk Azınlığının etnik Türk kimliğinin tanınması ilk sıralarda yer aldı.

Müftülük meselesine de dikkat çeken Türkiye, azınlığın dinî işlerine yönelik devlet müdahalesine son verilmesini ve azınlık tarafından seçilen müftülerin resmen tanınmasını istedi.

Türkiye ayrıca şu konuların çözüme kavuşturulmasını tavsiye etti:

Bu talepler, Batı Trakya Türk Azınlığının uzun yıllardır dile getirdiği temel sorunların BM platformunda yeniden gündeme gelmesini sağladı.

Yunanistan’a yönelik tavsiyelerde bulunan ülkeler arasında Azerbaycan ve Kuzey Makedonya da yer aldı.

Azerbaycan, ülkedeki etnik ve etno-dinî azınlıkların eğitim, din ve kültürel miras haklarının korunmasını istedi.

Ayrıca özellikle Türk toplumunu hedef alan siyasi söylemlerde ve medya yayınlarında görülen nefret söylemleriyle etkili biçimde mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kuzey Makedonya ise bireylerin kendi kimliklerini özgürce tanımlama hakkının güvence altına alınmasını tavsiye etti.

Atina yönetimi Türk kimliği konusundaki tutumunu sürdürdü

Toplantıda Yunanistan adına açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Elias Kastanas, Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin sorulara yanıt verdi.

Kastanas, 1923 Lozan Antlaşması’na atıfta bulunarak Batı Trakya’da dinî kimlik temelinde tanımlanan bir Müslüman azınlığın bulunduğunu savundu.

Bu azınlığın Türk, Pomak ve Roman kökenli topluluklardan oluştuğunu belirten Kastanas, Yunanistan’ın azınlığı resmî olarak dinî kimlik üzerinden tanımlayan yaklaşımını yineledi.

Bu açıklama, Batı Trakya Türk Azınlığının etnik kimliğinin tanınmasına yönelik taleplerle Atina yönetiminin resmî yaklaşımı arasındaki görüş ayrılığının devam ettiğini ortaya koydu.

Yunanistan temsilcisi Kastanas, Batı Trakya’da 240’tan fazla caminin faaliyet gösterdiğini ve üç müftülüğün yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Kastanas, müftülerin atanmasına ilişkin sürecin tamamlandığını da ifade etti.

Ancak bu açıklamalar, Batı Trakya Türk Azınlığının müftülük konusundaki itirazlarının sürdüğü bir dönemde yapıldı.

Bilindiği üzere, Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yapılan son devlet atamaları, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu tarafından kabul edilmemişti.

Danışma Kurulu, azınlığın kendi dinî liderlerini belirleme iradesinin göz ardı edildiğini belirterek atamaları kınamış ve Yunanistan yönetimini diyalog kurmaya çağırmıştı.

Dolayısıyla Atina yönetiminin müftülük atamalarının tamamlandığını açıklaması, azınlığın dinî temsil konusundaki itirazlarının sona erdiği anlamına gelmiyor.

BM’deki toplantıda Azınlık Eğitimi de gündeme geldi.

Yunanistan temsilcisi Kastanas, Batı Trakya’da yaklaşık 80 Azınlık Okulunda 3.500’den fazla öğrencinin eğitim gördüğünü belirtti.

Bazı Azınlık Okullarının öğrenci sayısının yetersiz olması nedeniyle faaliyetlerinin askıya alındığını savunan Kastanas, bu uygulamanın yalnızca Azınlık Okullarına özgü olmadığını, ülke genelindeki diğer okullarda da uygulandığını ifade etti.

Buna karşılık Batı Trakya Türk Azınlığının kurumları, Azınlık Okullarının kapatılmasını uzun yıllardır eğitim özerkliği ve azınlık hakları çerçevesinde eleştiriyor.

Toplantıda Türk dernekleri hakkında verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusu da ele alındı.

Yunanistan temsilcisi Kastanas, söz konusu kararların uygulanması konusunda Avrupa Konseyi ile yapıcı iş birliği yürütüldüğünü savundu.

Türkiye ise Türk Dernekleriyle ilgili AİHM kararlarının uygulanmasını açık biçimde tavsiye etti.

Böylece Batı Trakya Türk Azınlığının örgütlenme özgürlüğüne ilişkin sorunları da uluslararası incelemede yeniden gündeme gelmiş oldu.

ABTTF, Yunanistan’ın insan hakları incelemesi öncesinde BM’ye yazılı katkı sundu.

Federasyon ayrıca devlet delegasyonlarına ilettiği bilgi notları ve sekiz somut tavsiye aracılığıyla Batı Trakya Türk Azınlığının karşı karşıya bulunduğunu belirttiği sorunlara dikkat çekti.

Bu çalışmalar kapsamında Türk kimliği, örgütlenme özgürlüğü, eğitim ve dinî özerklik, müftülükler, vakıflar ve ayrımcılık konuları öne çıkarıldı.

ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, BM’deki incelemenin ardından yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi.

Habipoğlu, Yunanistan’ın kendi vatandaşları olan Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin konularda Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla açıklama yapmasını eleştirerek bunun devletin azınlığa bakışındaki temel sorunu ortaya koyduğunu belirtti.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı bünyesinde İskeçe’de bir Siyasi İşler Bürosu’nun bulunmasına da dikkat çeken Habipoğlu, bu durumun azınlığın dış politika ve güvenlik perspektifiyle değerlendirildiği yönündeki görüşlerini güçlendirdiğini ifade etti.

Habipoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bizim açımızdan bu durum, ülkemiz Yunanistan’ın bizleri bir dış politika ve güvenlik meselesi, hatta potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdiğinin göstergesi…”

Yunanistan’ın BM önünde de Türk kimliğini tanımayan ve azınlığın eğitim ile dinî özerklik taleplerini karşılamayan tutumunu sürdürdüğünü vurgulayan Habipoğlu, federasyonun uluslararası girişimlerine devam edeceğini belirtti.

ABTTF Başkanı, UPR incelemesinin sonuç belgesini, Yunanistan’a yöneltilen tavsiyeleri ve bunların uygulanmasını yakından takip edeceklerini vurguladı.

BM’deki inceleme yalnızca Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin sorunlarla sınırlı kalmadı.

Yunanistan’ın BM Cenevre Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ioannis Ghikas başkanlığındaki 34 kişilik heyet, 2021 yılındaki önceki incelemeden bu yana insan hakları alanında gerçekleştirilen düzenlemeleri anlattı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexandra Papadopoulou da video mesajla yaptığı sunumda yargı reformları, hukukun üstünlüğü, kadın hakları, çocuk ve engelli hakları, göç politikaları ve ayrımcılıkla mücadele alanlarındaki çalışmalara değindi.

İncelemeye katılan 99 ülkenin temsilcileri ise özellikle göçmen ve sığınmacı hakları, geri itme iddiaları, kadınlara yönelik şiddet, nefret suçları, yargı sisteminin işleyişi ve insan hakları savunucularının korunması konularında tavsiyelerde bulundu.

Bazı ülkeler, göç ve iltica alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına yönelik kısıtlamaların gözden geçirilmesini ve bu kuruluşların faaliyetlerini özgürce sürdürebilmelerinin güvence altına alınmasını istedi.

BM’de gerçekleştirilen inceleme, Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır dile getirdiği sorunların uluslararası gündemdeki yerini koruduğunu bir kez daha gösterdi.

Ancak Evrensel Periyodik İnceleme kapsamında ülkeler tarafından sunulan tavsiyeler, tek başına bağlayıcı mahkeme kararları niteliği taşımıyor.

Bu nedenle bundan sonraki süreçte, Yunanistan’ın hangi tavsiyeleri kabul edeceği ve bunların uygulanması yönünde ne tür adımlar atacağı önem taşıyor.

Batı Trakya Türk Azınlığı açısından asıl mesele ise değişmiyor: Türk kimliğinin tanınması, dinî liderlerini kendi iradesiyle belirleme hakkı, eğitim özerkliği ve örgütlenme özgürlüğü konularındaki taleplerin karşılık bulup bulmayacağı.