Gümülcine ve İskeçe’de tayinli müftüler yemin etti:
Müftülük tartışması bitmedi!
Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı, Gümülcine ve İskeçe’ye atanan yeni müftülerin yemin ederek görevlerine başladığını duyurdu! Bakanlık, atama sürecini “din özgürlüğüne ve Müslüman Azınlığın geleneklerine saygılı” bir uygulama olarak tanıtırken, Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır dile getirdiği müftülerini kendi iradesiyle belirleme talebi bir kez daha gündeme geldi. Devletin atama işlemlerini tamamlaması, müftülük konusundaki temsil ve meşruiyet tartışmalarının sona erdiği anlamına gelmiyor.
Batı Trakya Türk Azınlığının uzun yıllardır çözüme kavuşturulmasını beklediği müftülük meselesinde, devletin yürüttüğü atama sürecinin son aşaması da tamamlandı.
Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı’ndan 30 Ekim 2026 Cuma günü yapılan açıklamaya göre, Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine atanan iki isim, Atina’da düzenlenen törenle yemin etti.

Bakanlıkta gerçekleştirilen törende, Bilal Kara Halil Gümülcine’ye, Şükrü Şerif Damadoğlu ise İskeçe’ye devlet tarafından müftü olarak atandı.
Yemin törenine Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki katıldı.
Ancak devletin resmî müftülük makamlarına yaptığı bu atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığının müftülük kurumuna ilişkin yıllardır devam eden itirazlarını ve dinî temsil konusundaki taleplerini ortadan kaldırmıyor.
33 kişilik komisyon seçti, devlet atadı!
Bakanlığın açıklamasında, yeni müftülerin 33 imam, Müslüman ilahiyatçı ve İslam dini öğreticisinden oluşan bir danışma komisyonu tarafından belirlendiği ifade edildi.
Bu yöntem, devletin 2022 yılında oluşturduğu yeni yasal düzenleme çerçevesinde uygulandı.

Bakanlık, sürecin şeffaflık, kurumsal işleyiş ve dinî geleneklere saygı ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü savundu!
Ancak burada dikkat çeken temel nokta, müftülerin doğrudan Azınlık toplumunun genel katılımıyla gerçekleştirilen bir seçim sonucunda göreve gelmemiş olması.
Danışma komisyonunun sürece katılmış olması, devlet tarafından belirlenen atama yöntemi ile Azınlığın savunduğu müftü seçimi talebinin aynı şey olduğu anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla yeni düzenlemenin devletin resmî müftülüklerindeki idari süreci tamamladığı söylenebilse de, bunun Azınlık toplumunun dinî temsil konusundaki beklentilerini karşıladığı sonucuna varmak mümkün değil.
Üç müftülükte de atama süreci tamamlandı
Bakanlığın açıklamasına göre, Ocak 2026’da Dimetoka Müftülüğüne Emin Şerif’in atanmasının ardından Gümülcine ve İskeçe’deki yemin törenleriyle birlikte Batı Trakya’daki üç resmî müftülükte de yeni atama süreci tamamlanmış oldu.

Böylece devletin uzun yıllar müftü vekilleri aracılığıyla yürüttüğü resmî müftülük yönetiminde yeni bir döneme geçildi.
Bakanlık bu gelişmeyi, 2022 yılında kabul edilen yasal çerçevenin uygulanması bakımından önemli bir adım olarak değerlendirdi.
Ancak müftülük meselesinin yalnızca idari kadroların doldurulmasından ibaret olmadığı, Batı Trakya Türk Azınlığının dinî özerklik ve temsil talepleri bakımından da değerlendirilmesi gerektiği ortada.
Asıl mesele: Müftüyü kim belirleyecek?
Batı Trakya Türk Azınlığı açısından müftülük tartışmasının merkezinde, göreve getirilen kişilerin kimliğinden çok, bu kişilerin hangi yöntemle ve kimin iradesiyle belirlendiği sorusu bulunuyor.
Azınlığın seçilmiş müftülük kurumunu benimseyen kesimleri, dinî temsilcilerin devlet tarafından atanmasına uzun yıllardır karşı çıkıyor.
Gümülcine’de İbrahim Şerif, İskeçe’de ise Mustafa Trampa, Azınlığın seçilmiş müftüleri olarak görevlerini sürdürüyor.

Buna karşılık devlet, kendi yasal düzenlemeleri çerçevesinde resmî müftülük makamlarına atama yapıyor.
Böylece Batı Trakya’da aynı dinî kurumla ilgili iki farklı temsil anlayışı varlığını sürdürüyor: Devletin resmî atama sistemi ve Azınlığın seçilmiş müftülük anlayışı.
Bu nedenle müftülüklerdeki atama işlemlerinin tamamlanması, Azınlığın dinî temsil meselesinde toplumsal uzlaşmanın sağlandığı şeklinde yorumlanamaz.
Bakan Zaharaki: “Dinî geleneklere saygı gösteriyoruz”
Yemin töreninde konuşan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki, Hristiyan ve Müslüman Yunanistan vatandaşlarının ortak tarihine ve birlikte yaşama kültürüne vurgu yaptı.

28 Ekim millî bayramına da değinen Zaharaki, ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için verilen mücadelelerde Hristiyanlarla Müslümanların birlikte yer aldığını belirtti.
Bakan Zaharaki, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“İstihkâm savaşlarında Hristiyan Yunanlar ile Müslüman Yunanlar birlikte savaştı. Kardeşçe birbirleri için fedakârlıkta bulundular ve hep birlikte vatanı ve özgürlüğü savundular.”
Batı Trakya’daki Müslüman Azınlığın Yunan toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Zaharaki, Azınlığın kendine özgü tarihî, kültürel ve dinî kimliğinin bulunduğunu da dile getirdi.
Bakan, Müslümanların dinî gelenekleri ile Avrupa’nın temel demokratik ilkelerinin uyum içinde var olabileceğini savundu.
“Kapılarımız her zaman açık olacak”
Zaharaki, yeni atanan müftülere başarılar dileyerek Bakanlığın kendileriyle işbirliğine hazır olduğunu söyledi.
Bakan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Kapılarımız her zaman açık olacak. İşbirliği yapmak istiyoruz ve çalışmalarınıza katkı sunmaya hazırız.”
Bakanlık açıklamasında, yeni atanan müftülerin Yunanistan’a, Batı Trakya’ya ve Müslüman Azınlığa hizmet etmeleri yönündeki beklenti de dile getirildi.
Devletin açıklamasında yanıtlanmayan soru…
Bakanlığın açıklamasında, yeni müftülerin belirlenmesi sürecinin din özgürlüğüne ve Azınlığın geleneklerine saygı temelinde tamamlandığı özellikle vurgulandı.

Ancak açıklamada, Batı Trakya Türk Azınlığının seçilmiş müftülerine ve müftülerin toplumun kendi iradesiyle belirlenmesi yönündeki taleplerine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmedi.
Bu durum, devletin resmî müftülüklerin idari yapısını düzenlemesi ile Azınlığın dinî temsil konusundaki beklentilerinin karşılanmasının birbirinden ayrı meseleler olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Müftülük tartışmasının kalıcı biçimde çözülebilmesi için yalnızca atama sürecinin tamamlanması değil, Azınlığın dinî temsil konusundaki görüşlerinin de dikkate alınması gerekiyor.Sonuç olarak Gümülcine ve İskeçe’de devletin yeni müftü atamaları tamamlandı. Ancak Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır sorduğu temel soru hâlâ gündemde: Müftüyü devlet mi belirlemeli, yoksa temsil edeceği toplum mu?

