Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK), Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yapılan son atamalara sert tepki gösterdi! Düzenlenen basın toplantısında, devletin atadığı müftülerin Azınlığın dinî temsil konusundaki iradesini yansıtmadığı vurgulanarak, “Bir makamı devlet eliyle doldurmak mümkündür; ancak o makama toplumsal kabul ve meşruiyet kazandırmak, yalnızca atama yoluyla mümkün değildir” denildi. Danışma Kurulu, 40 yılı aşkın süredir devam eden müftülük sorununun çözümü için Atina yönetimini samimi diyaloğa çağırdı.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK), Yunanistan yönetiminin Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yaptığı son atamalarla ilgili düzenlediği basın toplantısında, müftülük meselesinin devletin tek taraflı kararlarıyla çözülemeyeceğini açıkladı.

Bugün (2 Kasım 2026 Pazartesi) gerçekleşen basın toplantısında Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa tarafından yapılan açıklamada, Azınlığın kendi dinî liderlerini belirleme talebinin yeni olmadığı, 1985 yılından bu yana devam eden bir hak ve temsil mücadelesinin söz konusu olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Yunanistan devletinin 40 yılı aşkın süredir devam eden bu soruna kalıcı ve adil bir çözüm bulamadığı belirtilerek, Gümülcine ve İskeçe’ye yapılan son atamaların da Azınlığın iradesini esas almayan yaklaşımın devamı olduğu savunuldu.
“Devletin atadığı isimleri kabul etmiyoruz!”
Danışma Kurulu, Batı Trakya Türk Azınlığının dinî liderlerinin kimler olduğu konusunda açık bir tutum ortaya koydu.
Açıklamada, Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ile İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’nın Azınlık tarafından kendi müftüleri ve dinî liderleri olarak kabul edildiği ifade edildi.
Buna karşılık, devletin son dönemde gerçekleştirdiği atamalara tepki gösterilerek, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Buna rağmen, Azınlığın kabul etmediği kişilerin devlet tarafından müftülük makamlarına atanması, toplumumuzun dinî temsil konusundaki iradesinin bir kez daha göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir…”.
Danışma Kurulu, devlet tarafından yapılan atamaların resmî bir işlem niteliği taşımasının, bu kişilerin Azınlık toplumunun dinî temsilcileri olarak kabul edildiği anlamına gelmediğini vurguladı.
“Makamı doldurabilirsiniz, toplumsal meşruiyet sağlayamazsınız!”
Basın toplantısının en dikkat çekici mesajlarından biri, resmî atamalar ile toplumsal kabul arasındaki fark üzerine oldu.
Danışma Kurulu Başkanı, devletin müftülük makamlarına görevlendirme yapabileceğini ancak bunun tek başına toplumsal meşruiyet sağlamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir makamı devlet eliyle doldurmak mümkündür; ancak o makama toplumsal kabul ve meşruiyet kazandırmak, yalnızca atama yoluyla mümkün değildir.”
Açıklamada, müftülerin belirlenmesi için oluşturulan danışma ve seçici kurul mekanizması da eleştirildi.
Azınlığın görüşü ve katılımı esas alınmadan yürütülen bir sürecin gerçek anlamda temsil sağlayamayacağı belirtilerek, devletin oluşturduğu seçici kurulun atamalara toplum nezdinde meşruiyet kazandıramayacağı ifade edildi.
Danışma Kurulu, bu nedenle müftülük meselesinin yalnızca idari bir düzenleme veya makam tartışması olarak ele alınamayacağını vurguladı.
“40 yılı aşkın süredir çözüm bekliyoruz”
Danışma Kurulu açıklamasında, müftülük sorununun başlangıcı olarak 1985 yılına dikkat çekildi.

Azınlığın kendi dinî liderlerini özgür iradesiyle belirleme talebinin onlarca yıldır dile getirildiği hatırlatılarak, aradan geçen süreye rağmen sorunun çözülememesinin üzücü olduğu kaydedildi.
Açıklamada, devletin Azınlığın taleplerini dikkate almak yerine kendi belirlediği kişileri müftülük makamlarına atamaya devam ettiği hatırlatıldı.
Bu yaklaşımın yalnızca mevcut anlaşmazlığı sürdürmediği, aynı zamanda devlet ile Azınlık arasındaki güven ilişkisini de olumsuz etkilediği ifade edildi.
Danışma Kurulu Başkanı, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Azınlığın iradesini yok sayan hiçbir uygulama müftülük sorununu çözemez. Aksine, bu tür uygulamalar mevcut anlaşmazlığı derinleştirir ve toplumun devlete duyduğu güveni daha da sarsar…”.
1913 Atina Antlaşması ve Lozan vurgusu
Basın toplantısında müftülük meselesinin tarihî ve hukuk boyutlarına da geniş yer verildi.
Danışma Kurulu, sorunun yalnızca güncel atamalardan kaynaklanan bir anlaşmazlık olmadığını, uluslararası antlaşmalarla ilişkili bir azınlık hakları meselesi olduğunu belirtti.
Açıklamada, 1913 Atina Antlaşması‘nın 11. maddesinin müftülerin kendi yetki bölgelerindeki Müslüman seçmenler tarafından seçilmesini öngördüğü hatırlatıldı.
1923 Lozan Barış Antlaşması‘nın ise Batı Trakya Türk Azınlığının statüsü ve dinî hakları bakımından temel uluslararası belgelerden biri olduğu vurgulandı.

Danışma Kurulu, bu antlaşmalara dayanarak müftülük konusunun dinî özerklik ve Azınlığın kendi temsilcilerini belirleme hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada şu görüş dile getirildi:
“Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu olarak, bu uygulamaların 1913 Atina Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması’nın ruhu ve hükümleriyle bağdaşmadığı inancındayız…”.
Danışma Kurulu, Yunanistan yönetiminin müftü atamalarında ısrar etmesinin uluslararası hukuk çerçevesinde de ciddi bir uyuşmazlık yarattığı görüşünü dile getirdi.
“Azınlıkla samimi bir diyalog kurulmalı”
Danışma Kurulu, Atina yönetiminin müftülük meselesinde Azınlığın kurumları ve temsilcileriyle gerçek bir diyalog yürütmesi gerektiğini vurguladı.
Bugüne kadar izlenen tek taraflı yöntemin sorunu çözmediği belirtilerek, müftülük kurumunun geleceğine ilişkin kararların Azınlığın görüşleri dikkate alınarak alınması istendi.
Açıklamada, Yunanistan devletine şu çağrı yapıldı:
“Yunanistan devletini, 1985 yılından bu yana devam eden bu sorunu daha fazla uzatmadan çözmek üzere Azınlığımızın kurumları ve temsilcileriyle gerçek, samimi ve sonuç odaklı bir diyalog süreci başlatmaya çağırıyoruz…”.
Danışma Kurulu, beklentilerinin insan haklarına, uluslararası yükümlülüklere ve Azınlığın özgür iradesine uygun kalıcı bir çözüm olduğunu ifade etti.
“Dayatmayı değil diyaloğu savunuyoruz”
Basın toplantısında, dinî liderlerin toplum tarafından kabul görmesinin toplumsal huzur açısından da önemli olduğu belirtildi.
Danışma Kurulu Başkanı, müftülük meselesinde izlenmesi gereken yaklaşımı şu sözlerle özetledi:
“Bizler dayatmayı değil diyaloğu, tek taraflı kararları değil istişareyi, iradenin yok sayılmasını değil iradeye saygıyı savunuyoruz…”.
Azınlığın dinî hayatını doğrudan ilgilendiren bir konuda toplumun taleplerinin dikkate alınmasının zorunlu olduğu savunularak, tek taraflı atamaların kalıcı çözüm sağlamayacağı bir kez daha ifade edildi.
Danışma Kurulu: “Atamaları kınıyor ve kabul etmiyoruz”
Açıklamanın sonunda, Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yapılan son atamalara yönelik tavır açık biçimde ortaya konuldu.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu, söz konusu atamaları kınadığını ve kabul etmediğini kamuoyuna ilan etti.
Danışma Kurulu, Azınlığın kendi dinî liderlerini belirleme talebinden vazgeçmeyeceğini ve bu konudaki mücadelesini sürdüreceğini bildirdi.
Basın toplantısı şu mesajla sona erdi:
“Çözümün yolu açıktır: Batı Trakya Türk Azınlığının sesine kulak vermek, temsilcileriyle samimi bir diyalog kurmak ve kendi dini liderlerini belirleme iradesine saygı göstermek…”.
Atina’nın “tamamlandı” dediği süreçte, anlaşmazlık sürüyor…
Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı’nda 30 Ekim’de düzenlenen törenle Bilal Kara Halil Gümülcine, Şükrü Şerif Damadoğlu ise İskeçe müftülüğüne atanmıştı.
Atina yönetimi, 2022 yılında kabul edilen yasal düzenlemeler çerçevesinde yürütülen sürecin dinî özgürlüklere ve Müslüman Azınlığın geleneklerine saygı temelinde gerçekleştirildiğini savunmuştu.
Ancak Danışma Kurulu’nun son açıklaması, devletin resmî atama sürecini tamamlaması ile Azınlığın dinî temsil konusundaki taleplerinin karşılanmasının farklı meseleler olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Batı Trakya Türk Azınlığının geneli ve Danışma Kurulu’na göre, Azınlığın kendi müftülerini belirleme iradesi dikkate alınmadığı sürece müftülük sorununun çözüldüğünden söz edilemez.
Böylece Atina yönetiminin tamamlandığını duyurduğu müftü atama süreci, Batı Trakya Türk Azınlığının temsil ve dinî özerklik talepleri bakımından tartışılmaya devam ediyor…

