Cuma 06 Kasım 20266°CGümülcine

  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • “Seçim yok, atama var”: Batı Trakya’da müftülük gerilimi!
Image

“Seçim yok, atama var”: Batı Trakya’da müftülük gerilimi!

Batı Trakya’da yıllardır süren müftülük sorunu, İskeçe’de açılan dava nedeniyle yeniden gündeme geldi… 11 Ekim 2024’te Yunanistan’ın atadığı müftülerin Çınar Camisi’ne girişinin engellenmesiyle ilgili 4 azınlık mensubu hakkında açılan davanın görülmeye başlanması tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Davanın sanıklarından, eski İskeçe Türk Birliği Başkanı ve gazeteci Ozan Ahmetoğlu, sorunun 1985’ten bu yana çözümsüz bırakıldığını belirtti. Ahmetoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi seçtiği müftülerin tanınmadığını, devletin ise atama yoluyla müftü belirlediğini vurguladı.

Ahmetoğlu, olay günü atanmış müftülerin Çınar Camisi’nde Cuma Namazına katılmak istemesi üzerine cemaatin tepki gösterdiğini, müftülerin camiye alınmadığını ve gerginliğin büyümeden sona erdiğini aktardı. Yaşananların münferit olmadığını belirten Ahmetoğlu, bunun Azınlığın Dinî Temsil Hakkı Sorununun bir yansıması olduğunu ifade etti.

Eski Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı da müftülük meselesinin 1980’li yıllarda değişen uygulamalarla ortaya çıktığını söyledi. Baltacı, geçmişte azınlığın kendi müftüsünü seçtiğini ancak sonrasında atama sistemine geçildiğini anımsattı.

Baltacı, Azınlığın Lozan Antlaşması ve Uluslararası Anlaşmalardan doğan haklarını savunduğunu belirterek, Müftülük Sorununun kronik hale geldiğini ve toplumun iradesinin yok sayıldığını dile getirdi. Azınlığın yalnızca müftülük değil, dernek isimlerinin tanınmaması, eğitim altyapısı ve vakıf yönetimi gibi alanlarda da sorunlar yaşadığına dikkat çekti.

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa ise davanın yalnızca hukukî bir süreç olmadığını vurgulayarak, “Mahkemede sadece dört kişi değil, bütün bir azınlığın varlığı ve uluslararası hukukla güvence altına alınmış haklar yargılanıyor” dedi.

Trampa, dinî özgürlükler, vakıflar ve eğitim alanındaki hakların uluslararası anlaşmalarla korunduğunu hatırlatarak, son dönemdeki bazı düzenlemelerin vakıfların işleyişi ve mülkiyet haklarını olumsuz etkilediğini, bunun da toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti.

Kaynak: AA