Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat aksamaları, küresel gübre piyasasını sarsarak gıda arzı için ciddi bir tehdit haline geldi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Tahran’ın misillemeleriyle derinleşen kriz, dünyanın en kritik ticaret geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı fiilen kilitledi. Bu durum, tarımsal üretimin temel girdilerinden biri olan gübre arzında büyük daralmaya yol açtı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, bölgedeki tanker trafiğinin yüzde 90 oranında düşmesinin küresel gıda güvenliği açısından “sistematik şok” anlamına geldiğini açıkladı.
Üretim zinciri kırılıyor
Enerji maliyetlerine yüksek bağımlılığıyla bilinen gübre sektörü, krizden doğrudan etkilendi. Doğal gaz fiyatlarındaki artış ve lojistik aksaklıklar nedeniyle üretim tesisleri birer birer durmaya başladı.

Katar merkezli enerji devi QatarEnergy, LNG tesislerindeki gelişmeler nedeniyle gaz üretimini durdurduğunu ve küresel ihtiyacın önemli bölümünü karşılayan üre tesisinde üretimi askıya aldığını duyurdu. Bu gelişme, Hindistan ve Bangladeş’teki birçok gübre fabrikasında üretimin durmasına yol açtı.
Fiyatlar sert yükseldi
Arz-talep dengesinin bozulmasıyla birlikte fiyatlar hızla tırmandı. Şubat sonunda ton başına 482 dolar olan Orta Doğu çıkışlı üre fiyatları, Mart sonunda yüzde 56 artarak 750 dolara ulaştı.
Uzmanlar, krizin sürmesi halinde azotlu gübre fiyatlarının iki katına çıkabileceği, fosfat fiyatlarında ise yüzde 50’yi aşan artışlar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel tarım için kritik eşik
Verilere göre, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar küresel gübre tedarik zincirinde yaklaşık yüzde 33’lük daralmaya yol açtı. Körfez Bölgesi’nin dünya üre arzındaki payının yüzde 46’ya ulaşması, riskin boyutunu artırıyor.
Özellikle bahar ekim sezonuna girilen Kuzey Yarımküre’de çiftçiler zor bir tercih ile karşı karşıya: Ya yüksek maliyetli gübre kullanımı ya da düşük verim.
Gıda krizine doğru
Dünyanın en büyük tarım üreticilerinden Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler, gübre tedarikinde büyük ölçüde Körfez hattına bağımlı. Bu durum, olası bir üretim düşüşünün küresel gıda fiyatlarını daha da yukarı çekebileceği endişesini artırıyor.
Afrika’da ise Somali, Kenya ve Sudan gibi ülkelerde mevcut gıda güvensizliğinin daha da derinleşebileceği uyarısı yapılıyor.
FAO Başekonomisti Maximo Torero, krizin kısa sürede sona erse bile piyasaların toparlanmasının aylar alacağını belirterek, “Bu yalnızca enerji değil, doğrudan küresel gıda üretim zincirini tehdit eden bir kriz” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara göre, mevcut tablo, 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı ile başlayan kırılganlığın ardından küresel gıda sistemini yeni bir eşik noktasına taşıyor.
Kaynak: AA

