Pazartesi 19 Ekim 202613°CGümülcine

  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • Çiftçilere AB’den umut ışığı: Tarla belgelerinde yeni dönem başlayabilir!
Image

Çiftçilere AB’den umut ışığı: Tarla belgelerinde yeni dönem başlayabilir!

Yunanistan’da binlerce çiftçinin tarımsal desteklerden yararlanmasını zorlaştıran tapu, kadastro ve arazi kullanım belgeleri sorunu Avrupa Birliği’nin gündemine taşındı. Fransa’nın girişimiyle başlayan görüşmelerde, çiftçilerin yıllardır işledikleri araziler için belge sunma zorunluluğunun esnetilmesi ve alternatif kanıtların kabul edilmesi değerlendiriliyor. Ancak henüz alınmış kesin bir karar bulunmuyor!

Ülkedeki çiftçilerin OSDΕ (ΟΣΔΕ) sistemi üzerinden yaptıkları tarımsal destek başvurularında karşılaştıkları en önemli sorunlardan biri olan arazi mülkiyeti ve kullanım hakkının belgelenmesi meselesi, artık yalnızca ülke içinde değil, Avrupa Birliği düzeyinde de tartışılıyor.

Özellikle miras yoluyla intikal eden, birden fazla hissedarı bulunan veya yıllardır sözlü anlaşmalarla kiralanarak işlenen tarım arazilerinde gerekli belgelerin temin edilememesi, üreticilerin destek ödemelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.

Sorunun yalnızca Yunanistan’a özgü olmadığının ortaya çıkması üzerine Fransa, Avrupa Komisyonu nezdinde girişimlerde bulunarak mevcut uygulamaların çiftçilerin gerçek çalışma koşullarına uygun biçimde yeniden değerlendirilmesini istedi.

Yunanistan’da 2026 yılı tarımsal destek başvurularında arazi bilgilerinin doğrulanmasına yönelik şartların sıkılaştırılması, özellikle mülkiyet kayıtları eksik olan üreticileri zor durumda bıraktı.

Kadastro kaydı bulunan araziler için KAEK (ΚΑΕΚ), diğer durumlarda ise ATAK (ΑΤΑΚ) numarasının bildirilmesi zorunluluğu, birçok çiftçinin yıllardır işlediği tarlaları destek başvurusuna sorunsuz şekilde dahil etmesini güçleştirdi.

Sorunun başlıca nedenleri arasında tamamlanmamış miras işlemleri, hisseli mülkiyetler, eski tapu kayıtları ile kadastro bilgilerindeki uyuşmazlıklar ve yazılı kira sözleşmelerinin bulunmaması yer alıyor.

Bu durum, çiftçiler açısından yalnızca bürokratik bir sorun oluşturmuyor. Üreticiler, gerekli belgeleri tamamlayamadıkları takdirde desteklerden mahrum kalma ve belge işlemleri için ek masraflarla karşılaşma riski taşıyor.

Özellikle küçük ve parçalı arazilerin yaygın olduğu Batı Trakya’da da söz konusu düzenlemeler çiftçiler açısından önem taşıyor.

Arazi kullanım hakkının belgelenmesi konusunda benzer sorunlar yaşayan Fransa, Avrupa Komisyonu’ndan daha uygulanabilir çözümler geliştirilmesini talep etti.

Fransız hükümeti, Mayıs 2026’da Avrupa Komisyonu’na konuyla ilgili bir değerlendirme gönderdi. Ardından Fransa Tarım Bakanı, AB Tarım Komiseri’ne mektup yazarak çiftçilerin karşılaştığı güçlükleri gündeme taşıdı.

Konu, 26 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen AB Tarım ve Balıkçılık Bakanları Konseyi toplantısında da ele alındı.

Fransa’nın temel itirazı, bir çiftçinin araziyi fiilen ve hukuka uygun biçimde kullanmasına rağmen bunu istenen belgelerle kanıtlayamaması nedeniyle desteklerden dışlanabilmesi.

Fransız yetkililer, hem mevcut 2023–2027 Ortak Tarım Politikası döneminde hem de 2027 sonrasındaki yeni dönemde daha gerçekçi kurallar oluşturulmasını istiyor.

Tartışmaların merkezinde, çiftçinin işlediği arazi üzerindeki yasal kullanım hakkını nasıl kanıtlayacağı bulunuyor.

AB mevzuatına göre tarımsal destek başvurusunda bildirilen arazinin çiftçinin kullanımında olması gerekiyor. Ancak bu durumun her zaman klasik tapu veya yazılı kira sözleşmesiyle belgelenmesi mümkün olmuyor.

Fransa’da 2026 yılı için uygulanan kolaylaştırılmış yöntemlerde, bazı durumlarda farklı kanıtların sunulmasına imkân tanınıyor.

Örneğin arazi sahibiyle sözlü kira anlaşması bulunan bir çiftçi, yazılı sözleşme temin edemediğinde kira ödemesine ilişkin belge sunabiliyor. Bunun da mümkün olmadığı durumlarda, arazi sahibinin iletişim bilgilerini içeren bir beyan kullanılabiliyor.

Ayrıca arazi sahibinin yazılı açıklaması veya ilgili muhasebe kayıtları da belirli koşullarda kabul edilebiliyor.

Bu uygulamaların amacı, usulsüz destek başvurularını önlerken gerçekten üretim yapan ve iyi niyetli hareket eden çiftçilerin mağdur edilmemesi.

Ancak bu kolaylıkların bütün AB ülkelerinde otomatik olarak uygulanacağı yönünde alınmış bir karar henüz bulunmuyor.

Yunanistan’da ise Bağımsız Kamu Gelirleri Kurumu (AADE), kadastro kayıtlarıyla ilgili uyuşmazlıkların tarımsal destek ödemelerini engellememesi amacıyla bir geçiş çözümü üzerinde çalışıyor.

Buna göre, KAEK numarasının doğrulanamaması veya kadastro bilgilerinin uyuşmaması halinde çiftçilerden sorunun nedenini açıklayan belgeler istenebiliyor.

Gerekli durumlarda üreticinin gov.gr üzerinden düzenleyeceği veya imzası onaylanmış bir sorumluluk beyanı (υπεύθυνη δήλωση) da kabul edilebilecek.

Bu beyanda çiftçi, yaşadığı uyuşmazlığın nedenini açıklayacak ve ilgili belgeleri kendi arşivinde bulundurduğunu, denetim sırasında sunabileceğini bildirecek.

AADE’nin açıklamasına göre, belirlenen uyuşmazlık nedenlerinden birini bildiren tarım arazileri, diğer gerekli kontrollerin de tamamlanması koşuluyla destek avansı ve Aralık ayındaki ilk ödeme kapsamına alınabilecek.

Ancak kurum, çiftçilerin sunduğu beyanların doğruluğunu daha sonra denetleme hakkını saklı tutuyor.

Batı Trakya’da birçok üretici, kendisine veya ailesine ait arazilerin yanı sıra miras yoluyla intikal etmiş, hisseli ya da kiralık tarlalarda tarımsal faaliyet yürütüyor.

Bu tür arazilerde mülkiyet kayıtlarının eksik olması veya kira ilişkilerinin yazılı sözleşmeye dayanmaması, destek başvurularında güçlük yaratabiliyor.

Özellikle pamuk, tütün, buğday ve diğer tarım ürünlerinin üretimiyle geçimini sağlayan çiftçiler için destek ödemeleri önemli bir gelir kaynağı niteliğinde.

Bu nedenle AB düzeyinde gündeme gelen olası kolaylıklar, Batı Trakyalı üreticiler açısından da yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Avrupa Birliği’nde yürütülen görüşmeler, çiftçilerin tarla mülkiyetini veya yasal kullanım hakkını belgeleme zorunluluğunun tamamen kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

Gündemdeki temel yaklaşım, çiftçilerin kullanım hakkını kanıtlarken karşılaştıkları bürokratik engellerin azaltılması ve alternatif belgelerin değerlendirilmesi.

Dolayısıyla üreticilerin, yeni bir düzenleme yürürlüğe girinceye kadar mevcut OSDΕ başvuru şartlarına uymaları gerekiyor.

Fransa’nın başlattığı girişimin AB genelinde nasıl bir karşılık bulacağı ise özellikle Yunanistan ve Batı Trakya’daki binlerce çiftçinin gelecekteki tarımsal destek başvuruları açısından belirleyici olabilir…