Pazartesi 19 Ekim 202621°CGümülcine

Image

Balkanlar’ın Paylaşılamayan Türkleri:

Yazının başlığı bu… Ama önce, kısa bir açıklama…

Çoğu kişi, hatırlar… Benim de gazeteciliğe başladığım 2000’li yılların başında Batı Trakya’da Azınlıkla ilgili olarak çok popüler olan, bir konu vardı! O da: “POMAK” veya “POMAKLIK” tartışmaları…

Ancak ilerleyen yıllarda konu, bu popülaritesini kaybetti. Özellikle de, ülkemizde yaşanan ekonomik kriz sonrası! Fakat her nedense, söz konusu tartışmalar son günlerde yine birden alevlendi! Gerek “çok milliyetçi” geçinen yerel Yunan basınında, gerekse sosyal medya platformlarında, konu neredeyse her gün gündeme taşınıyor…

Şimdi hani Türkçede bir söz vardır: “Bayram değil, seyran değil… Acaba eniştem, beni neden öptü?” diye! İşte bu misal, ben de konun niye bu kadar yoğun şekilde yine gündeme getirildiğini bilmiyorum! Ama madem konu gene popüler oldu, o zaman ben de 152 / 14. 04. 2006 sayı ve tarihli Cumhuriyet’te yazmış olduğum yazımı sizlerle, elbet bu sefer internet üzerinden, tekrar bir paylaşayım dedim…

         Tüm ilgililere, iyi ve dikkatli okumalar dilerim!

Evet, gerçekten de Balkanlarda yaşayan o saf ve mert AVAR ve PEÇENEK torunları, yıllardır Batı Trakya’nın paylaşılamayan Halkı durumundadırlar!

Bulgarlara göre: “Türkler tarafından zorla Müslümanlaştırılmış Bulgarlar (Slavlar)!”. Yunanlılara sorarsan da: “Türkler tarafından kılıç zoruyla Müslümanlaştırılmış Elen’ler!”. Şimdi, herhalde “Makedonlara” gene sorsan, onlar da Pomak’ların kendi soylarından olduğunu iddia ederler!

Peki, gerçekten kimdir bu “POMAKLAR”? Neden herkes onlara bu kadar çok sahip çıkmaya çalışmaktadır? En önemli soru da, neden bu “Pomaklık” tartışması Batı Trakya’nın Rodop ilinden daha ziyade, İskeçe ilinde hâlâ bu kadar çok gündemdedir?

Şimdi ilk sorudan başlayalım ve bazı sözlük ile ansiklopedilerde “POMAK” veya “POMAKLAR” nasıl tanımlanmaktadır, ona bakalım…

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “Pomaklar”: “Rumali’de Bulagarca konuşan bir Türk ve Müslüman topluluğu…” şeklinde tanımlanırken, Büyük Larousse Ansiklopedisi’nde ise Pomaklar hakkında şu bilgi yer almaktadır: “Balkanlarda yaşayan Müslüman halk… Orhan Gazi döneminde Türkler’in Rumeli’ye geçmesinden başlayarak (1354) Müslümanlık yerli halk arasında giderek yaygınlaştı. Önceleri Rodoplar’da yaşayan Pomaklar 15’inci yüzyıl ortalarında Müslümanlaştıktan sonra Lofça, Plevne, Rahova, Filibe, Selânik ve Manastır yörelerine dağılarak, buralarda Pomak Köyleri kurdular. Doksanüç Harbi (1877 – 1878 Türk – Rus Savaşı) sırasında Pomakların bir bölümü Makedonya’ya göç ederken, bir bölümü de Anadolu’ya geçti. Bugün Türkiye’nin bazı kesimlerinde, özellikle Bursa yöresi ve Trakya’da Pomaklar vardır.”…

***

Bugün dünya üzerinde “saf ırk” diye bir şeyin olmadığı, bilimsel olarak kabul edilmiş bir gerçektir… Her millet, zaman içerisinde değişik milletler ile karışmış ve yoğrulmuştur. Bu yoğrulmanın neticesinde de, o millet içerisindeki her bir bireyde, ortak bir bilinç oluşmuştur… Ancak bu öyle 15 – 20 yıl içerisinde olacak bir şey değildir; bunun için, yüzyıllar gerekir…

Millet olmanın ilk ve en önemli şartı nedir? BİLİNÇ… Yani, bir toplum, kökeninden bağımsız olarak, uzun zaman dilimi içerisinde, gönüllü olarak hangi millet ile kaynaşmış ise, artık kendisini o millete ait hisseder ve öyle tanımlar… Çok çok uzun yıllar içerisinde oluşan bu durumun, artık normal şartlarda geri dönüşü de, olmaz… Örneğin, bazı tarihçiler, Macarların ve Bulgarların TÜRK olduğunu iddia etseler de, ikisi de bunu kabul etmemekte ve farklı bir millet olduklarını söylemektedirler…

Bugün, Yunanistan sınırları içinde yaşayan ve “POMAK” olarak isimlendirilen kesimin en azından yüzde 99’u, kendini TÜRK hissetmekte ve öyle tanımlamaktadır. (Nitekim, geçtiğimiz günlerde Gümülcine’de üniversite tarafından düzenlenen sözde bilimsel Pomak Kongersi’ne, ne İskeçe ne de Gümülcine’den “POMAK” olarak isimlendirilen kesimden katılım olmaması, bunun en somut ve taze örneğidir…)

Mesela, benim anne dedemin bir tarafı da, Bulgaristan göçmenidir ve “Pomak” diye isimlendirilen kesimdendir. Ama dedem, dolayısıyla da tüm aile, kendini yüzde 100 TÜRK olarak hissetmekte ve öyle tanımlamaktadır…

Şimdi eğer birileri, “Pomakların” TÜRK olduğuna inanmıyor ve: “Hayır; Pomakların farklı bir dilleri, kültürleri var! Dolayısıyla da bunlar, FARKLI bir millettir…” diyorsa, o zaman koyar önlerine bir sandık ve küçük çaplı bir halk oylaması ile ne olduklarını, kendilerine sorar… Böylece, en azından Batı Trakya’da yaşanan “Pomakların” kendi kimlikleri konusunda ne düşündüğü, sandığa yansıyacak olan özgür iradeleriyle, hem Yunanistan hem de Türkiye açısından, açık ve kesin olarak ortaya çıkmış olur… Demokrasilerde, bu işin yolu budur. Yoksa adeta don biçer gibi insanlara kimlik biçmek, kabul etmedikleri bir kimliği insanlara zorla dayatmak, değil… Şimdi, ben eminim ki, Batı Trakya’da böyle bir halk oylamasının yapılması durumunda: “Bölgedeki Pomaklar ve Romanlar kendilerini Yunanlılara daha yakın buluyor!” şeklinde düşünen kimi kesimler, çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklardır…

Gelelim, sorduğumuz ikinci soruya… Yani, Bulgaristan ve Yunanistan’ın, Pomaklara sahip çıkması konusuna… Bu iki ülkenin Pomaklara bu kadar çok sahip çıkmalarının nedeni, onları çok sevmelerinden veya onları kendilerine ait hissetmelerinden değildir! Bu “sevgi”, tamamen milli çıkarları gereğidir. Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte, Balkanlar’ın paylaşımında, nüfus oranı hesabı üzerinden daha fazla toprağa sahip olmak isteyen Bulgarlar, “Pomakların özbeöz Bulgar” olduklarını iddia ederken, Yunanlılar ise bunu önlemek ve bölgedeki Yunan nüfusunun daha fazla olduğunu göstermek için, o günkü politikaları gereği, Pomakların TÜRK olduğunu savunmuşlardır…

Ancak, aradan geçen zaman ile birlikte, “milli çıkarları” değiştiği için, Yunanistan, Pomakların “ELEN” olduklarını iddia etmeye başlamış ve bu politika da, yoğunluğu zaman zaman azalıp – çoğalmakla birlikte, halen devam etmektedir… Bununla birlikte, ülkedeki bir kesim ise, yapılan onca harcama ve propagandaya rağmen, Pomakların bir türlü sahip oldukları yüzlerce yıllık Müslüman – Türk bilincinin yok edilip, yerine Yunan bilincinin yerleştirilemediğini görmüş olmalarından olsa gerek, Pomakların ne Türk, ne Yunan, ne de Bulgar olmadığını, ayrı bir millet olduklarını, savunmaya başladı. Bu bilinci Pomaklara yerleştirmek, ama bu arada kendilerine bağımlı tutabilmek için de, çeşitli yöntemler deniyor ve ateşli bir şekilde, Pomakların Azınlık İlkokulları’nda Türkçe yerine “Pomakça” eğitim almaları gerektiğini savunuyorlar. Hatta, anaokullarında da…

Yazının başında sorduğumuz üçüncü soruya gelince, maalesef ki, İskeçe balkan kolunda, “Pomaklığın” hâlâ bu kadar yaygın olarak gündemde olması ve tartışılması, kendi içlerindeki bazı kişiler sayesindedir. Çünkü bu uyanıklar görmüşlerdir ki, “Pomaklık” konusunun canlı tutulması hem Vatan, hem Anvavatan katında, kendilerine büyük ilgi ve “mamalika” sağlamaktadır! Hal böyle olunca da, işin sömürüsünü yapan “uyanıklar” “Pomaklık” unsurunun hep canlı tutulmasını desteklemiş, hatta bunun devamı için, çoğu kez “ikili oynamaktan”, çekinmemişlerdir! Eğer böyle olmamış olsaydı, bugün Gümülcine’nin balkan kolunda olduğu gibi, İskeçe’de de bu “POMAKLIK” mevzusu, günümüzde hiç konuşulmuyor olurdu…

Uzun lafın kısası, bugün eğer Yönetim, İskeçe’de hâlâ “Pomaklık” sömürüsü yapabiliyorsa, bunun nedeni içimizdeki bazı kişilerdir ve bu işin son bulması için de, önce bu kişilerin içimizden temizlenmesi gerekir…

Sezer Rıza

(152 / 14. 04. 2006 – Cumhuriyet)