Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uzun yıllardır gündeminde yer alan Müftülük Sorunu, İskeçe’de görülecek dava öncesinde yeniden kamuoyunun odağına taşındı!
11 Ekim 2024’te İskeçe Çınar Camii’nde Cuma namazı sırasında yaşanan olaylara ilişkin, Hüseyin BALTACI, Ozan AHMETOĞLU, Bahri BELÇO, Murat KÖSE’nin yargılanacağı dava öncesinde, ismi geçen bu dört kişi yaptıkları ortak açıklamada, söz konusu gelişmelerin münferit bir olay olmadığını vurguladı.
Açıklamada, 1985’ten bu yana devam eden müftülük meselesinin, Azınlık toplumunun iradesi ile devlet uygulamaları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklandığı ifade eden dört isim, yaşananların bu sürecin bir yansıması olduğu belirtti.
Açıklamalarında, yargı sürecine saygı vurgusu yapan dört isim, davanın aynı zamanda kronikleşen müftülük sorununun çözümü için bir fırsat olması temennisi dile getirdi…
Hüseyin BALTACI, Ozan AHMETOĞLU, Bahri BELÇO ve Murat KÖSE’nin “KAMUOYUNA AÇIKLAMA”başlığı ile26 – 03 – 2026 tahinde yaptıkları söz konusu açıklama şöyle:
“27 Mart 2026 Cuma günü İskeçe Adliyesi’nde görülecek dava öncesinde, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu açıklamayı yapma gereği doğmuştur.
11 Ekim 2024 tarihinde, İskeçe Çınar Camii’nde Cuma namazı sırasında yaşanan olay, münferit bir tepki değil; Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uzun yıllardır çözüme kavuşturulamayan müftülük sorununa yönelik bir birikimin sonucudur. 1985 yılından bu yana devam eden bu sorun, toplumumuzun iradesi ile devletin uygulamaları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır.
Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizler, kendi irademizle seçtiğimiz müftüleri meşru kabul etmekte; uluslararası anlaşmalara, demokratik ilkelere ve toplumumuzun açık iradesine aykırı şekilde atanan müftüleri ise tanımamaktayız.
Söz konusu günde yaşananlar da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Yargılanan dört kişinin şahsında azınlığın tepkisi, herhangi bir kişinin ibadet özgürlüğünü engellemeye yönelik değil; toplumumuzun kolektif haklarına ve iradesine sahip çıkma amacı taşımaktadır. Aynı zamanda, oluşabilecek daha büyük gerginliklerin ve istenmeyen olayların önüne geçilmiştir.
Bizler, adaletin tecelli edeceğine inanmak istiyoruz. Yargı makamlarına duyduğumuz saygıyı ifade ediyor, sürecin hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde, hakkaniyetle yürütüleceğine olan güvenimizi koruyoruz.
Temennimiz; bu davanın, yalnızca bir yargılama süreci olarak değil, aynı zamanda Batı Trakya Türk Azınlığının uzun yıllardır çözüm bekleyen müftülük meselesinin yeniden ve samimiyetle ele alınmasına vesile olmasıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”…

