Ülkede, “Predator” casus yazılımıyla ortaya çıkan dinleme skandalına ilişkin tartışmalar büyüyor! Muhalefet lideri Nikos Andrulakis ile gazeteci Thanasis Koukakis’in yasa dışı şekilde dinlendiğinin ortaya çıkması, Yunanistan’da demokrasi ve hukuk devleti tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Atina Tek Hâkimli Ceza Mahkemesi’nin davada dört kişiyi suçlu bulmasının ardından Andrulakis, Nikitas Kaklamanis’e gönderdiği mektupla Meclis’te acil genel görüşme yapılmasını talep etti. Andrulakis, Başbakan Kiryakos Miçotakis’i “paralel devlet yapılanması” iddiaları konusunda halka hesap vermeye çağırarak, Avrupa düzeyinde tartışılan bu krizin ülke içinde görmezden gelinemeyeceğini vurguladı.

Skandal, Avrupa Parlamentosu’nda da gündeme taşındı. 11 Mart’taki Genel Kurul oturumunda söz alan muhalif milletvekilleri, mahkeme kararının hükümetin “komplo teorisi” savunmasını çürüttüğünü savunarak, dinleme skandalının hem yargı süreçlerinde hem de Meclis komisyonlarında sistematik biçimde örtbas edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu Başkanı Halit Habipoğlu ise yaptığı kapsamlı açıklamada, skandalın Yunanistan’da son yıllarda artan “kurumsal ve sistematik” hukuk ihlallerinin en somut örneklerinden biri olduğunu belirtti. Habipoğlu, Avrupa Parlamentosu’nun da gündemine giren bu sürecin artık gizlenemeyecek bir boyuta ulaştığını ifade ederek, hükümetin sorumluluğu reddetmesine rağmen “mızrağın çuvala sığmadığını” dile getirdi.

Habipoğlu açıklamasında, “Başbakan Kiryakos Miçotakis ve hükümet bu skandalda birinci derecede sorumluluk taşımaktadır. Bu olay, ülkemizde derin devletin gücünü bir kez daha ortaya koymuş ve açık bir demokrasi ve hukuk devleti sorunu haline gelmiştir…” ifadelerini kullandı.
Batı Trakya Türk toplumuna yönelik yaklaşımı da eleştiren Habipoğlu, güvenlik gerekçeleriyle azınlıkların hedef haline getirildiğini belirterek, “Derin devletin milli güvenliğe tehdit olarak gördüğü Batı Trakya Türk toplumu, etnik Türk kimliğimizin reddine dayanan resmi politikalar nedeniyle siyaset ve ana akım medyada ötekileştiriliyor, temsilcileri ve dernekleri hedef gösterilerek damgalanıyor” dedi.
Habipoğlu, Yunanistan’da gerçek anlamda demokratik dönüşümün sağlanabilmesi için bu tür yapıların etkisinin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, dinleme skandalının tüm boyutlarıyla açığa kavuşturulmasının hem hukuk devleti hem de toplumsal barış açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.
Dinleme krizi, Yunanistan’da hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve demokratik kurumların işleyişine ilişkin tartışmaları derinleştirirken, gözler Meclis’te atılacak adımlara çevrildi.

