Cuma 23 Ekim 202618°CGümülcine

  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • ND hükümetinden Batı Trakya Türk Azınlığına bir dayatma daha: Gümülcine ve İskeçe’ye müftü atandı!
Image

ND hükümetinden Batı Trakya Türk Azınlığına bir dayatma daha: Gümülcine ve İskeçe’ye müftü atandı!

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yıllardır sürdürdüğü müftülerini seçme hakkı mücadelesine rağmen, Yeni Demokrasi (ND) hükümeti Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yeni atamalar gerçekleştirdi!

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan atamalarda Bilal Kara Halil Gümülcine’ye, Şükrü Şerif Damatoğlu ise İskeçe’ye tayin edildi. Beş yıllığına yapılan atamalar, azınlığın dinî özerklik ve kendi yöneticilerini belirleme hakkı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın en önemli ve yıllardır çözüme kavuşturulamayan sorunlarından biri olan müftülük meselesinde, ND hükümeti azınlığın taleplerinin aksine yeni bir adım attı.

Azınlığın kendi müftülerini seçme yönündeki ısrarlı taleplerine rağmen, Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine devlet tarafından yeni müftüler atandı.

Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne göre, daha önce İskeçe’de tayinli müftü naibi olarak görev yapan Bilal Kara Halil, Gümülcine Müftülüğü’ne atandı.

İstanköy’de din görevlisi olarak çalışan Şükrü Şerif Damatoğlu ise İskeçe Müftülüğü’ne getirildi.

Her iki atamanın da beş yıllık süreyi kapsadığı belirtildi.

Yeni atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi dini liderlerini belirleme hakkı konusundaki uzun yıllara dayanan taleplerini bir kez daha gündeme getirdi.

Batı Trakya’da halen azınlığın iradesiyle belirlenen iki seçilmiş müftü bulunuyor.

Gümülcine’de İbrahim Şerif, İskeçe’de ise Mustafa Trampa, Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından seçilmiş müftüler olarak kabul ediliyor.

Ancak Yunanistan makamları, azınlığın seçtiği müftüleri resmen tanımıyor.

Devletin atama uygulamasını sürdürmesi nedeniyle bölgede yıllardır tayinli ve seçilmiş müftülerden oluşan ikili bir yapı bulunuyor.

Bu durum, Batı Trakya Türk Azınlığı ile Yunanistan yönetimi arasındaki temel anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor.

Batı Trakya’da müftülük sorununun başlangıcı, 1985 yılında Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi’nin vefatının ardından yaşanan gelişmelere dayanıyor.

Yunanistan yönetiminin müftüleri atama yoluyla belirlemeye başlaması, azınlık içerisinde tepkilere neden oldu.

1991 yılında gerçekleştirilen yasal düzenlemeyle müftülerin seçilmesine ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılarak atama sistemi kalıcı hale getirildi.

Batı Trakya Türk Azınlığı ise bu uygulamayı kabul etmeyerek kendi müftülerini belirleme yoluna gitti.

Böylece devletin atadığı müftüler ile azınlığın seçtiği müftülerin bulunduğu ikili yapı ortaya çıktı.

Aradan geçen yıllara rağmen taraflar arasında müftülerin belirlenme yöntemi konusunda uzlaşma sağlanamadı.

Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, müftülerin azınlığın kendi iradesiyle belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Bu talebin hukukî dayanakları arasında 1913 Atina Antlaşması, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1920 tarihli 2345 sayılı yasa gösteriliyor.

Azınlık temsilcileri, müftülük kurumunun yalnızca dinî hizmetlerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda azınlığın dinî özerkliği ve toplumsal kimliği açısından da büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Bu nedenle müftülerin devlet tarafından atanması yerine, azınlığın kendi iradesiyle seçilmesi gerektiği görüşü savunuluyor.

Yunanistan yönetimi ise müftüleri kamu görevlisi statüsünde değerlendirerek atama sistemini uygulamaya devam ediyor.

ND hükümetinin Gümülcine ve İskeçe’ye yaptığı yeni atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dinî özerklik talepleri açısından yeni bir tartışma başlattı.

Azınlık temsilcileri yıllardır, müftülük meselesinin çözümünün devletin tek taraflı kararlarıyla değil, azınlığın iradesinin dikkate alınmasıyla mümkün olacağını savunuyor.

Ancak son atamalar, hükümetin mevcut sistemden vazgeçme yönünde bir adım atmadığını ortaya koydu.

Özellikle azınlığın seçilmiş müftülerinin resmen tanınmaması ve devletin yeni atamalarla tayinli müftülük sistemini sürdürmesi, sorunun çözümsüz kalmasına neden oluyor.

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yıllardır dile getirdiği temel talep ise değişmiyor: Müftüler devlet tarafından atanmasın, azınlığın kendi iradesiyle belirlensin…