Perşembe 10 Eylül 202628°CGümülcine

Image

Vartholomeos Haklıysa, Batı Trakya Türkleri de Haklıdır!

İstanbul Rum Patriği Vartholomeos, Hürriyet gazetesine verdiği mülakatta önemli bir gerçeğin altını çizdi!

Patrik, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin azınlıkların haklarını belirleyen bir ölçü haline getirilmesinin adil olmadığını söyledi. “Hiç kimse bizi siyasi çekişmelerin ve hesapların rehinesi haline getirmemeli” dedi.

Doğru söyledi…

Gerçekten de bir azınlığın hakları, iki devlet arasındaki ilişkilerin sıcaklığına veya gerginliğine göre değişmemelidir.

Ancak burada kaçınılmaz bir soru ortaya çıkıyor:

Aynı ilke Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı için neden geçerli olmuyor?

Yıllardır Atina’nın resmi politikası, Batı Trakya’daki Türk varlığını görmezden gelmek üzerine kuruludur.

Yunanistan bir yandan Avrupa Birliği‘nin, Avrupa Konseyi‘nin ve uluslararası hukukun değerlerinden söz ederken, diğer yandan kendi vatandaşlarının etnik kimliğini inkâr etmeyi sürdürüyor.

Bugün Batı Trakya’da yaşayan Türkler ayrımcılık istemiyor.

Ayrıcalık istemiyor.

Kimseye üstünlük talep etmiyor.

Sadece kendilerine ait olan HAKLARI istiyor.

Kendi KİMLİKLERİNİ özgürce ifade etmek istiyorlar.

Kendi MÜFTÜLERİNİ seçmek istiyorlar.

Kendi VAKIFLARINI yönetmek istiyorlar.

Çocuklarının eğitim göreceği Çift Dilli Azınlık Anaokulları açabilmek istiyorlar.

Azınlık Okulları’nın geleceği konusunda söz sahibi olmak istiyorlar.

Ve en önemlisi, “TÜRK” olduklarını söyleyebilmek için mahkeme kapılarında sürünmek istemiyorlar…

Fakat Yunanistan bütün bunlara yıllardır direniyor.

İsminde “TÜRK” kelimesi bulunan dernekler kapatılıyor veya tescil edilmiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmıyor.

Seçilmiş müftüler tanınmıyor.

Vakıf seçimleri yaptırılmıyor.

Türk kimliği sistematik biçimde reddediliyor.

İşte tam da bu nedenle Vartholomeos’un sözleri Batı Trakya’da dikkatle okunmalıdır.

Çünkü Patrik‘in dile getirdiği talepler ile Batı Trakya Türklerinin talepleri arasında aslında büyük bir benzerlik vardır.

Patrik, cemaatinin haklarının siyasi hesaplara kurban edilmemesini istiyor.

Batı Trakya Türkleri de aynı şeyi istiyor.

Patrik, eşit vatandaş muamelesi görmek istiyor.

Batı Trakya Türkleri de aynı şeyi istiyor.

Patrik, cemaatinin kimliğine ve kurumlarına saygı gösterilmesini talep ediyor.

Batı Trakya Türkleri de yıllardır aynı talebi dile getiriyor.

O halde sorulması gereken soru şudur:

Atina, İstanbul’daki Rum Ortodoks toplumunun hakları konusunda gösterdiği hassasiyetin ne kadarını Batı Trakya Türkleri için göstermektedir?

Yunanistan, Türkiye’den Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isterken, Batı Trakya’daki Türklerin en temel hak ve özgürlükleri konusunda neden aynı cesareti gösterememektedir?

Eğer mesele gerçekten insan haklarıysa, bu haklar sınırın bir tarafında savunulup diğer tarafında inkâr edilemez.

Eğer mesele gerçekten demokrasi ise, demokrasi yalnızca başkalarından talep edilen bir değer değil, önce kendi ülkesinde uygulanması gereken bir ilkedir.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusu yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin gündeminde yer alıyor.

Ancak unutulmamalıdır ki, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunları da aynı derecede gerçek, aynı derecede meşru ve aynı derecede çözüm bekleyen meselelerdir…

Vartholomeos’un sözlerinden hareketle biz de aynı çağrıyı yapıyoruz:

Azınlıklar siyasi pazarlıkların konusu olmamalıdır.

Azınlıklar devletlerin dış politika araçları değildir.

Azınlıklar eşit vatandaşlardır.

Ve eğer bu ilke İstanbul için geçerliyse, Gümülcine, İskeçe ve Dedeağaç için de geçerli olmalıdır.

Eğer bu ilke, Türkiye’deki Rumlar için geçerliyse, Yunanistan’daki Türkler için de geçerli olmalıdır.

Yunanistan’ın artık Batı Trakya Türk Azınlığına Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları standartları çerçevesinde yaklaşma zamanı çoktan gelmiştir.

Çünkü eşitlik, yalnızca talep edildiğinde değil, uygulandığında anlam kazanır