Batı Trakya Türkleri için bazı tarihler vardır; takvim yapraklarında değil, hafızamızın en derin yerinde durur! 29 Ocak da, onlardan biridir… Sadece bir gün değil, bir duruştur. Sadece geçmişin hatırlanması değil, bugünün ve yarının da sorgulanmasıdır!..
29 Ocak 1988’de binlerce insan “TÜRK’ÜZ” dediği için sokaktaydı. Ne bir taş vardı ellerinde, ne de bir silah. Sadece kimlikleri, sadece varlıkları… Ülkemiz Yunanistan Yargıtayı’nın, isminde “TÜRK” kelimesi geçtiği için üç derneğimizi kapatmayı onayladığı bir dönemde, Batı Trakya Türkleri sessiz kalmadı. Polis barikatlarına rağmen Gümülcine sokaklarında yankılanan ses şuydu: “Biz TÜRK’ÜZ ve yıllardır buradayız…”

İki yıl sonra, 29 Ocak 1990’da ise, 29 Ocak 1988’i anmak için toplanan Batı Trakya Türkleri bu kez taşlandı! Sopalarla saldırıya uğradı, dükkânların camları kırıldı, Türk esnaf hedef alındı... O gün, devlet yine seyirciydi! Batı Trakya Türkleri ise bir kez daha yalnızdı; ama başı dikti…
Bugün dönüp baktığımızda şunu sormak zorundayız: 29 Ocak’lar sadece geçmişte mi kaldı? Yoksa hâlâ sürüyor mu?
Aradan 38 yıl geçti. Ama “TÜRK” adı hâlâ yasaklı. Kapatılan dernekler hâlâ kapalı. Yeni dernekler kurulmak istendiğinde kapılar yine yüzümüze kapanıyor. Demokrasi, konu Batı Trakya Türkleri olunca EKSİK kalıyor! Kimi zaman TOPAL, kimi zaman DİLSİZ!..
EĞİTİMDE yaşananlar ortada! Özerk denilen bir sistemde okullar birer birer kapatıldı. Rakamlar soğuk ama gerçeği söylüyor: 188 okuldan 83 okula düştük. Bu sadece bina meselesi değil; bu, bir toplumun geleceğiyle ilgilidir…
Ve bugün… Bugün 29 Ocak hâlâ devam ediyor! Mahkeme salonlarında, okul kapılarında, dernek tabelalarında, müftülüklerde… Ama şunu da unutmamak gerekir: 29 Ocak’lar aynı zamanda direniştir. Dayanışmadır. Birbirine tutunan insanların hikâyesidir…
Batı Trakya Türkleri, 29 Ocak’ta ne öğrendiyse, onu unutmadı. Korkmamayı, susmamayı, vazgeçmemeyi…
Belki, yarın da zor olacak! Belki bir 38 yıl daha geçecek! Ama bir gerçek değişmeyecek:
Bu topraklarda bizler dün de TÜRK olarak vardık, yarınlarda da TÜRK olarak kalacağız ve yaşayacağız…
İşte 29 Ocak’lar, bunun adıdır…





