Perşembe 10 Eylül 202621°CGümülcine

  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • Tarım desteklerinde yeni dönem: Rejeneratif tarım, eco-schemes’in yerini alıyor!
Image

Tarım desteklerinde yeni dönem: Rejeneratif tarım, eco-schemes’in yerini alıyor!

AB Komisyonu, 2027 sonrası tarım desteklerinde “rejeneratif tarım” modelini öne çıkarıyor. Yeni sistemde tek yıllık eco-schemes ödemeleri yerine, çiftçilere sonuç odaklı ve çok yıllı destek paketleri sunulması planlanıyor. Destek miktarının çiftçi başına 200 bin avroya kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) tarım politikalarında yeşil desteklerin geleceğini şekillendirecek yeni modelin merkezine rejeneratif tarım yerleşiyor. AB Komisyonu, 2027 sonrası Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında üye ülkelere rejeneratif tarım yaklaşımını temel alan çok yıllı destek programları geliştirmelerini öneriyor.

Yeni yaklaşımın, bugün farklı uygulamalar için ayrı ayrı verilen eco-schemes desteklerini tek bir çatı altında toplaması ve çiftçileri belirli uygulamalardan ziyade elde edilen çevresel sonuçlar üzerinden desteklemesi öngörülüyor.

Bu kapsamda çiftçi başına çok yıllı destek paketlerinin 200 bin avroya kadar çıkabileceği belirtiliyor. Rejeneratif tarımın, önümüzdeki OTP döneminde organik tarımla birlikte yeşil desteklerin iki önemli ayağından biri olması bekleniyor.

Eco-schemes döneminde değişim sinyali

Mevcut sistemde çiftçilere belirli çevre dostu uygulamalar karşılığında verilen yıllık eco-schemes primlerinin 2027 sonrasında bugünkü biçimiyle devam etmemesi bekleniyor.

Yeni modelde özel besleme uygulamaları, örtü bitkileri, münavebe, kompost kullanımı ve toprağın işlenmeden bırakılması gibi farklı uygulamaların ayrı ayrı desteklenmesi yerine, bunların birbiriyle bağlantılı şekilde yürütüldüğü bütüncül ve çok yıllı programlar oluşturulması hedefleniyor.

Rejeneratif tarımın yaygınlaştırılması için büyük tarımsal girdi şirketlerinin de son dönemde çalışmalarını hızlandırdığına dikkat çekiliyor.

Karbon primi pilot uygulama olacak

Yeni sistemin nasıl uygulanabileceğine ilişkin önemli bir örneğin ise pamuk ve sanayi domatesinde karbon tutumuna yönelik hazırlanacak destek programı olması bekleniyor.

Önümüzdeki dönemde açılması beklenen programın, sonuç odaklı çok yıllı bir destek modeli olarak tasarlanacağı ifade ediliyor. Sistemde temel hedefin, üreticilerin tarımsal faaliyetlerinden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 20 oranında azaltması olması öngörülüyor.

Dikkat çeken nokta ise üreticilerin bu hedefe ulaşmak için kullanacakları yöntem konusunda belirli ölçüde serbest bırakılacak olması. Böylece çiftçilerin kendi arazilerinin, ürünlerinin ve üretim koşullarının gerektirdiği yöntemleri seçerek belirlenen çevresel sonuca ulaşmaları amaçlanıyor.

Organik tarımdan farklı bir model

Rejeneratif tarım, organik tarımla bazı ortak uygulamalara sahip olsa da iki sistem arasında önemli farklar bulunuyor.

Organik tarım, kimyasal girdilerin kullanımını sınırlandıran katı kurallara dayanıyor ve üreticilerin organik ürün olarak satış yapabilmeleri için belirli standartlara uymaları ve sertifikasyon süreçlerinden geçmeleri gerekiyor.

Rejeneratif tarım ise daha esnek ve bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Toprağın mümkün olduğunca az işlenmesi, örtü bitkilerinin kullanılması, toprağın yapısının ve verimliliğinin iyileştirilmesi gibi farklı uygulamalar üretim koşullarına göre uyarlanabiliyor.

Organik tarımdan farklı olarak rejeneratif tarımda, çevresel hedeflere ulaşılması koşuluyla belirli kimyasal girdilerin, bitki koruma ürünlerinin ve optimize edilmiş mineral gübre kullanımının da tamamen dışlanmadığı belirtiliyor.

Bu nedenle rejeneratif tarım, farklı üretim modellerini aynı hedef etrafında buluşturan daha kapsayıcı bir sistem olarak değerlendiriliyor.

Yeşil desteklerin yönü değişiyor

Her iki model arasında önemli bir kesişme noktası da bulunuyor. Organik olarak kabul edilen birçok uygulama aynı zamanda rejeneratif tarım kapsamında değerlendirilebiliyor. Ancak rejeneratif tarım kapsamında yer alan her uygulamanın organik tarım standartlarını karşılaması gerekmiyor.

AB’nin 2027 sonrası tarım politikası için gündeme getirdiği bu yaklaşım, çiftçilerin yalnızca belirli bir uygulamayı yerine getirmesini değil, toprağın, suyun ve çevrenin korunmasına yönelik ölçülebilir sonuçlar elde etmesini esas alan yeni bir destek döneminin habercisi olarak değerlendiriliyor.