Hiçbir silah sistemi, boş kalan bir tarlanın yerini dolduramaz!

Ülkemizin son haftalarda yaşadığı çiftçi protestoları, aslında hepimize çok tanıdık bir şeyi hatırlatıyor: Bir ülkenin gerçek gücü sadece ordusu değildir; tarlasıdır, üreticisidir, toprağıdır…
Ama ne yazık ki, Atina’daki güncel tablo tam tersini gösteriyor! Yeni Demokrasi iktidarı, bir yandan İsrail’den milyonlarca dolarlık silah alımı için masaya otururken, öte yandan borç batağındaki çiftçiye dönüm başına 22 euro destek vererek, büyük bir çelişkiye imza atıyor. Kusura bakmasınlar ama bu rakamın adı destek değil; olsa olsa sadakadır ve moral bozmaktır!
22 euro ile ne yapılabilir?
Bugün Yunanistan’da, ortalama bir çiftçinin sulama için kullandığı elektrik faturası bile tek başına 3000 – 5000 euroyu buluyor. Tohum, gübre ve tarım ilaçları için Ziraat Mühendisleri’ne ve ürün hasadı için de makine tedarikçilerine olan borçlar günbegün artıyor! Çiftçi artık üretmek için değil, borcunu çevirmek için çalışır hâle geldi.

Hâl böyleyken, çiftçiye verilen 22 euroluk destek neyi çözecek? Kaldı ki, geçinemedikleri için çiftçilik dışında ek bir iş yapanlara ise, verilen bu destek dönüm başına 11 euro’da kaldı! Bu rakamlar, çiftçinin yarasını pansuman etmeye bile yetmiyor…
Bu yüzden çiftçi temsilcilerinin “En az dönüm başına 100 euro destek verilmelidir!” çağrısı, duygusal değil; ekonomik bir zorunluluk. Bu rakam ancak çiftçinin borcunu çevirmesine, tarlasını önümüzdeki yıl da ekebilmesine ve bir nebze olsun nefes almasına imkân sağlar…
Savunma mı, tarım mı? Yanlış soru…
Hükümetin, savunma gerekçeleri elbette önemlidir. Fakat şu gerçeği unutmamak gerekir:
Bir ülke, yalnızca ordusuyla değil; üretimiyle de güçlüdür…
Çiftçinin üretimden vazgeçtiği, tarlaların boş kaldığı ve gençlerin tarımdan uzaklaştığı bir ülkenin geleceğini kim savunacak? Yarın gıda fiyatları ikiye katlandığında, sofrayı tanklar mı, füzeler mi dolduracak?
Tarım sadece bir ekonomik sektör değil; ülkenin nefes borusudur. Bugün tıkanmaya başlayan şey, işte tam da budur…
Bugün konuşmazsak yarın çok geç olabilir!
Çiftçilerin haftalardır süren eylemleri, yalnızca “daha fazla para istiyoruz” çıkışı değildir. Bu protestolar, yıllardır biriken ihmalin, yanlış önceliklerin ve tarım politikalarındaki körlüğün bir sonucudur.
Eğer hükümet, savunma anlaşmalarına ayırdığı bütçenin küçük bir bölümünü bile üreticinin maliyet yükünü azaltmaya yönlendirse, bugün bu eylemleri konuşmuyor olurduk…

Daha da önemlisi: Tarlalar ekilmeye devam eder, köyler boşalmaz ve üretici ülkesine küsmezdi!
Son söz…
Bugün Yeni Demokrasi (ND) Hükümeti’nin önünde basit ama kritik bir soru var:
Çiftçiyi yaşatacak mıyız, yoksa borç içinde boğulmasına seyirci mi kalacağız?
Unutmayalım!
Çiftçi nefes alamazsa, ülke de nefes alamaz.
Ve hiçbir silah sistemi, boş kalan bir tarlanın yerini dolduramaz…





