Image

BTTÖB: “Vatanın cefasında varız, sefasında yokuz…”

Türk Azınlık kurumlarından, “Dünya İnsan Hakları Günü” mesajları

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının kurum ve kuruluşları, “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü” dolayısıyla mesaj yayımladı.

Batı Trakyalı Türklerin siyasi alandaki temsilcisi Dostluk – Eşitlik – Barış (DEB) Partisi, “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü” dolayısıyla yayımladığı mesajında, Yunanistan’ın Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yönelik insan hakları ihlallerini ve ayrımcı politikalarını eleştirdi.

Açıklamada, insan hakları ve azınlık haklarına yönelik ihlallerin yıllardır sürdüğü belirtilerek özellikle eğitim, din özgürlüğü ve etnik kimlik konularındaki ayrımcılığa işaret edildi.

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) tarafından yayımlanan açıklamada da Azınlığın etnik kimliğinin inkâr edilmesine ve Türk Azınlığın eğitim sorunlarına yönelik politikalara dikkati çekildi.

Açıklamada, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmasına ve Avrupa Birliği normlarına uygun hareket etme taahhüdüne rağmen, kimlik inkârı ve örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasıyla insan haklarını ihlal ettiği ifade edildi.

DEB ve BTTÖB’nin söz konusu açıklamaları şöyle:

DEB Partisi: 10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ KUTLU OLSUN

10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesinden bu yana kutlanan Dünya İnsan Hakları Günü, insanlık için bir dönüm noktasıdır. Bu anlamlı günü bir kez daha yürekten kutluyoruz. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda tüm dünyada önemli mesafeler kaydedilmiş olsa da, maalesef devam eden savaşlar, çatışmalar ve insan hakları ihlalleri, bu konuda ne kadar hassas olunması gerektiğini bizlere ısrarla hatırlatmaktadır.

Ne yazık ki, insan hakları ihlalleri bağlamında, vatandaşı olduğumuz ülke Yunanistan’ın özellikle azınlık haklarımız konusundaki tutumları yıllardır bir türlü değişmemiştir. Avrupa Birliği üyesi olarak, insan haklarına saygıyı savunduğunu sıkça dile getiren ülkemiz, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın temel insan hakları ve azınlık haklarına yönelik sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kalmakta ve iyileştirme adına da bir çaba göstermemektedir. Özellikle eğitim, din özgürlüğü ve etnik kimlik konularında süregelen ayrımcılık ve haksızlıklar, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunun Yunanistan’da ne denli ciddiyetle ele alınması gerektiğini gözler önüne sermektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Batı Trakya Türk Azınlığı lehine verdiği kararların uzun yıllardır uygulanmaması, durumun vahametini göstermektedir. AİHM’in derneklerimiz lehine aldığı kararları, uygulaması için Yunanistan’a yükümlülüklerini sürekli hatırlatmasına rağmen maalesef gereken adımların atılmaması, insan hakları karnemizde önemli bir eksiklik olarak durmaktadır.

Bu vesileyle, yalnızca Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm bireylerin ve milletlerin İnsan Hakları Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz. Irk, dil, din ve cinsiyet fark etmeksizin barış, adalet ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir dünya için üzerimize düşen sorumlulukları unutmamalıyız.”…

BTTÖB: Vatanın cefasında varız, sefasında yokuz…

Birleşmiş Milletler Evrensel Beyannamesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine imza atmış, Avrupa Birliği normlarına uygun davranacağı taahhüdünde bulunmuş ülkenin adı Yunanistan. Ancak sürekli hoşgörü ve tolerans eksikliğini körükleyen garip oluşumların, siyasi yapıların ve devlet politikalarının geçmişten ders çıkarmasını beklediğimiz bir ülkedir Yunanistan. Uluslararası bir antlaşma ile bizleri emanet alan fakat antlaşmayı kendine göre yorumlayıp, bizleri bizimle ilgili aldığı tüm kararların dışında tutan, bu aldığı kararlarla bizlere kan kusturan ve bizim bu ülkeden kaçmamız için elinden geleni ardına koymayan bir ülkedir Yunanistan. KKTC’nin kuruluşundan sonra Batı Trakya’da kimlik inkârına gidip adında “Türk” sıfatı olan tarihi birliklerimizin tabelalarını indirip, örgütlenme özgürlüğümüzü zorla elimizden alan ve bu hususta bizi haklı bulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan ülkedir Yunanistan. Vatan belleyip uğuruna savaştığımız, şehitler verdiğimiz, askerlik dendiğinde davul zurna ile gittiğimiz, vergi dendiğinde ödemek için birbirimizle yarıştığımız vatanımızdır bu topraklar. Evet, cefaya her daim ortak edildiğimiz ama sefada yok sayıldığımız bir vatandır Yunanistan…

Lozan Barış Antlaşması’nda bizi emanet alırken Yunanistan’ın garanti verdiği haklarımız şöyle özetlenebilir: Yaşam ve örgütlenme özgürlüğü hakkı, dolaşım, yurttaşlık ve siyasal haklar, kanunlar önünde eşitlik, kamu hizmet ve görevlerine kabul. Çeşitli meslek ve iş kollarında çalışma hakkı, mahkemelerde tercüman kullanma. Eğitim, din, hayır ve sosyal kurumlar alanlarında özerklik hakkı, dilediği dili kullanma hakkı, ana dili eğitiminde uygun görülen kolaylıkları kullanma hakkı, resmi dili öğrenme hakkı, eğitim, din ya da hayır işleri için devlet ve belediye bütçelerinden uygun ölçüde yararlanma. Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından bugüne dek bu hakların eksiksiz uygulandığını söylemek maalesef güç. Hatta imkânsız…

Bugün itibarıyla sıkıntıları yedi ana başlık altında özetlemek mümkün. Bu başlıklar; milli kimliğin inkârı, eğitimdeki sıkıntılar, müftü seçimleri, örgütlenme hakkının kısıtlanması, vakıf mallarının gaspı, siyasi engeller, 19. madde mağdurları ve ekonomik zorluklar olarak özetleyebiliriz.

Bu sebeple çok uzun soluklu bir mücadele bizimkisi. Kucağımızda bugünden yarına çözülmesi pek mümkün görünmeyen devlet eliyle oluşturulmuş bir sorunlar yumağı var. “Güvensizlik” üzerine inşa edilmiş, çözülmesi güç görünen sorunlar yumağı…

Birliklerimizin tabela ve resmiyetlerinin iade edildiği, kimliğimizin inkâr edilmediği, vakıflarımızı özgürce yönettiğimiz, eğitim sorunlarımızın çözüldüğü ve müftü seçimlerini yapabildiğimiz 10 Aralık İnsan Hakları gününü kutlamak umuduyla… Bu sebeple umudu ve mücadeleyi bir bebek gibi büyütmek mecburiyetindeyiz.”…