Arnavutluk’ta Bektaşi inancı temelinde bir devlet yapılanması kurma girişimine, Batı Trakya’daki Türk Alevi ve Bektaşi toplulukları tepki gösterdi…
Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, konuya ilişkin olarak 1 Ağustos Cuma günü Gümülcine’deki bir otelde düzenlenen toplantıda okuduğu bildiride, söz konusu oluşumun inanç esaslarına aykırı ve kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Bildiride, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın geçen aylarda yaptığı “Tiran’da Baba Mondi (Edmond Brahimaj) önderliğinde bir Bektaşi devleti kurulması” yönündeki açıklamasına dikkat çekildi. Bu girişimin sadece inanç temelli değil, aynı zamanda bölgesel barış ve çok kültürlü yapılar açısından da sakıncalı olduğu ifade edildi.
Bektaşi geleneğinde siyasi yapılanmalara yer olmadığı vurgulanan bildiride, Baba Mondi’nin kendisini “Dünya Bektaşilerinin Lideri” ilan etmesinin erkâna ve tarihsel pratiğe aykırı olduğu belirtildi.
Bildiride, “Reşat Bardi Halifebaba’nın vefatından sonra Arnavutluk’ta halifebaba erkânı dahi uygulanmamıştır. Bu durumda dedebabalık da hükümsüzdür.” ifadelerine yer verildi.
Ayrıca, Bektaşiliğin merkezinin Türkiye sınırları içindeki Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı olduğu hatırlatılarak, “Yüzyıllardır süregelen hiyerarşik yapı bugün de kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu nedenle Baba Mondi’nin öne sürdüğü liderlik ve devletleşme iddiası kabul edilemez…” denildi.
Bildiride, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye başta olmak üzere Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi topluluklarının birbirleriyle sadece manevi gönül bağı taşıdığı vurgulandı.
“Arnavutluk’ta Bektaşi Devleti Kurulmasına Cevap Bildirisi” başlığıyla yayınlanan söz konusu bildiri şöyle:
“Arnavutluk’ta uzun zamandır kıpırtılarını hissettiğimiz gizli faaliyetlerden biri birkaç ay önce Arnavutluk Başbakanı Edi RAMA’nın beyanatı ile medyaya düşmüştür. Habere göre; Arnavutluk devleti sınırları içinde Tiran’da Baba Mondi (Edmond Brahimaj) başkanlığında bir Bektaşi Devleti kurulması için çalışmalar başlamıştır.
Bu girişimin, sadece inançsal açıdan değil, bölgesel barış ve çok kültürlü yapı açısından da son derece sakıncalı olduğunu belirtmek zorundayız. Bektaşilik, asırlardır devlet kurma, siyasi nüfuz elde etme ya da inancı siyasi aygıtlara dönüştürme gibi bir kaygı gütmemiştir. Bugün bu yönde atılan adımlar, ne bu inancın özüne ne de tarihsel pratiğine uymaktadır.
Öncelikle Arnavutluk’ta ikamet eden Baba Mondi’nin kendisini Dedebaba ilan etmesi, Bektaşi erkânına göre geçersizdir. Enver Hoca döneminden sonra Arnavutluk’tan Reşat Bardi Baba’ya, Bektaşi camiasının lideri merhum Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba tarafından İzmir’de halifebabalık verilmiş ve kendisi halifebaba olarak Arnavutluk’a gönderilmiştir. O zaman derviş olan Mondi, Reşat Bardi Halifebaba’dan babalık almıştır.
Reşat Bardi Halifebaba’nın vefatından sonra kimse halifelik erkânı görmediği için Bektaşi erkânına göre Arnavutluk’ta bırakın dedebabayı, halifebaba bile yoktur. Baba Mondi’nin dedebabalığı bir yana; dedebabalığın bir alt mertebesi olan halifebabalık erkânı dahi kendisine uygulanmamıştır. Bu durum inkâr edilmez bir gerçektir. Başka bir söylemle bir yüzbaşının albay olmadan general rütbesi takması kadar abes bir durumla karşı karşıyayız.
Yüzyıllardır devam eden Bektaşilik geleneği ve kurallarına göre merkezimiz bugün Türkiye sınırları içinde yer alan Alevi Ocaklarının da Serçeşmesi olan Hünkâr Hacı Bektaş-I Veli Dergâhıdır. Türkiye’de bu hiyerarşik sistem, tarih boyunca devam ettiği gibi kesintisiz bir şekilde bugün de devam etmektedir. Bu nedenle Baba Mondi’nin kendisini “Dünya Bektaşilerinin Lideri” ilan etmesi ve siyasi bir yapılanmaya öncülük etmeye kalkışması asla kabul edilemez. Bu iddia, sadece manevi olarak değil, yapısal ve geleneksel açıdan da hükümsüzdür.
Özellikle son dönemlerde Baba Mondi’nin son derece neşeli, samimi bir şekilde kimlerle fotoğraf çektirdiği, kimlerle ilişkilerinin olduğu, asıl kimliğini göstermeye yeterli delildir. Siyasi olarak birileri tarafından, bilinmeyen emperyal baskı ve hesaplarla böyle bir yapılanma kabul edilse ve resmi kimlik kazansa bile bizler için manevi anlamda geçersiz bir girişimdir. Üstelik bu gelişmeler, sadece bir inanç içi mesele olarak değil, Alevi Bektaşilerin yaşadıkları coğrafyalarda içişlerine müdahale anlamı taşıyan yönleriyle de dikkat çekicidir. Bu bağlamda, ne Baba Mondi’nin öne sürdüğü gibi bir “zulüm” veya “baskı” söz konusudur ne de Alevi-Bektaşilerin başka bir coğrafyada kurulacak sözde bir dini yapıya ihtiyaç duyması mümkün değildir. Herkesin kendi ülkesinde özgürce yaşaması ve inancını sürdürmesi bizim için yeterlidir.
Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye ve diğer Balkan ülkelerinde yaşayan biz Alevi-Bektaşilerin birbirimiz ile yalnızca manevi bir gönül bağımız vardır. Bu bağ asla maddi veya siyasi bir etkilenmeye dönüşmemiştir ve dönüşmesi de inancımızın özüyle çelişir. Bektaşilik, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin ahlak temelli, akılcı, ön yargılardan uzak, bilimsel düşünmeyi esas alan, insanın en yüce değer olduğunu kabul eden İslam’ın tasavvufî bir yorumudur. Yüzyıllar boyunca bu inanca gönül verenler kendi içlerinde manevi ve hiyerarşik bir sistem içinde yaşamaktadır. Bu yol ve erkândaki insanların birbirlerine olan bağları asla maddi değildir, tamamen gönül bağıdır. Bu bağın temelinde sadakat, ahlak, dürüstlük ve kul hakkına saygı vardır. Bir kişinin bu manevi yola girmesi Bektaşi kimliğini kazanması ömür boyu geçerli değildir. Geçerli olması için her sene Bektaşiliğin ahlak ilkelerine uyduğunu, kul hakkı yemediğini, eline-beline-diline, aşına-eşine-işine sahip olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu süreç son nefesine kadar devam eder. Kesinti olursa yoldan çıkmış olur ve düşkün sayılır.

Yüzyıllardır kendi ülkesine ve devletine bağlı olan, maddi hiçbir beklentisi olmadan yaşamını sürdüren, gönül bağı ile birbirine bağlı olan bizler için Baba Mondi’nin girişimi yok hükmündedir. Çünkü bu girişim, hem inancımızı siyasileştirmeye hem de inanç birliğini parçalamaya yöneliktir. İkinci konu ise özellikle Avrupa merkezli olarak oluşan, Aleviliği ve dolayısıyla Bektaşiliği, İslam dışında gösterme çabalarıdır. Bunun kabulü kesinlikle mümkün değildir. Aleviliğin Bektaşiliğin bir koruyucuya asla ihtiyacı yoktur. İnançsal sahiplenmeler masum girişimler görülmekle beraber arkasından gelebilecek siyasal hamlelerin doğmasına vesile olacak şeylerdir.
Bu girişim biz Alevi Bektaşilerin yaşadıkları ülkelerde gelecekte yeni sorunlara muhatap olmasını beraberinde getirecektir. Çünkü “Ali’siz Alevilik” olarak adlandırılan bu proje, emperyalist devletlerin Alevilik inancı üzerinden menfaat temin edebilmesi için açtıkları bir tuzaktan ibarettir. Baba Mondi’nin sözde Bektaşi Devleti girişimi, bu uzun vadeli hesapların ayak seslerinden başka bir şey değildir. Alevilik-Bektaşilik, Anadolu ve Balkan coğrafyasında yayılan İslam’ın ahlak ve irfan temelli bir yorumudur. Kur’ân-ı Kerim kutsal kitabı, Hazret-i Muhammed peygamberi, Hazret-i Ali ise Şah-ı Velayet yani velilerin ilk halkası olarak kabul edilir. Bunun dışındaki iddiaların inançsal, tarihsel veya bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Bu temel inanç kavramları aynı şekilde Bektaşilik için de geçerlidir. Bu çerçevede, farklı ülkelerdeki inançdaşlarımızla kurduğumuz ilişki sadece inanç ve gönül birliği temelindedir, asla siyasi bir dayatma, ekonomik bir yönlendirme ya da ulusal egemenlikleri tehdit edecek bir yapı taşımaz. Bu hassasiyetimizin tüm kamuoyu tarafından doğru anlaşılması hayati önemdedir.
Dünya kamuoyuna saygı ile arz ederiz.”…
Türkçe, Yunanca, Almanca, Bulgarca, Makedonca ve İngilizce dillerinde hazırlanan ve süresiz olarak imzaya açık bırakılan bildiriye destek veren inanç önderleri şöyle:
Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli) Ocağı
Hasan APTİ Dede, Seyyid Ali Sultan Dergâhı postnişini (Rodop, Yunanistan)
Mehmet KOÇ Dede, (Rodop, Yunanistan)
Apti PENCAL Dede, (Meriç, Yunanistan)
Ahmet PAŞA Dede, (Meriç, Yunanistan)
Mustafa ÇETİN Dede, (Edirne, Türkiye)
Feridun ÖZKAN Dede, (Edirne Türkiye)
Mustafa USLU Dede, (Koşukavak, Bulgaristan)
Hüseyin ÖNER Dede, (Edirne, Türkiye)
Yusuf BAYDAR Dede, (Edirne Türkiye)
Ali BODUR Dede, (Koşukavak, Bulgaristan)
Mümin ÖZTÜRK, (Hasköy, Bulgaristan)
Dikmen Baba Dergâhı
Zeynel AbedinTekeşanoski Baba, Dikmen Baba Dergahı Postnişini (Pirlepe, Kuzey Makedonya)
Sabedin YUSUFOSKI Halifebaba, (Pirlepe, Kuzey Makedonya)
Otman Baba Dergâhı Ocağı
Erbey KILIÇ Baba, (Edirne, Türkiye)
Seyyid Sultan Sücaattin Veli Ocağı
Mehmet DEMİRTAŞ Dede, Seyyid Sultan Sücaattin Veli Dergâhı Postnişini (Eskişehir, Türkiye)
Halil İbrahim KOZ Halife Baba (Silistre, Bulgaristan)
Mustafa ÇAVUŞ Halifebaba (Razgrad, Bulgaristan)
Seyyid ALİ Baba (Silistre, Bulgaristan)
Hacı Bektaş Veli Dergâhı
Ali Haydar ERCAN Dedebaba, Dünya Bektaşilerinin Önderi (İzmir, Türkiye)
Hacı Dursun GÜMÜŞOĞLU Halifebaba (İstanbul, Türkiye)
Gürkan ÖZEN Halifebaba, (Ankara, Türkiye)
Nevruz AKPINAR Halifebaba, (Tekridağ, Türkiye)
Salim ÖZTÜRK Halifebaba, (Kırklareli, Türkiye)
Hacı Dursun GÜMÜŞOĞLU Halifebaba, (Viyana, Avusturya)
Halim Özgür SAVAŞÇI Baba, Münih Sari Saltık Dergahı, (Münih, Almanya)
Ayrıca hiyerarşi içindeki Babalar, Dervişler, Muhiplerin desteği ile Hüseyin ÖNER Dede, (Edirne, Türkiye), Yusuf BAYDAR Dede, (Edirne Türkiye), Ali BODUR Dede, (Koşukavak, Bulgaristan), Mümin ÖZTÜRK, (Hasköy, Bulgaristan), Dikmen Baba Dergahı, Zeynel AbedinTekeşanoski Baba, Dikmen Baba Dergahı Postnişini (Pirlepe, Kuzey Makedonya), Sabedin YUSUFOSKI Halifebaba, (Pirlepe, Kuzey Makedonya), Otman Baba Dergahı Ocağı, Erbey KILIÇ Baba, (Edirne, Türkiye), Seyyid Sultan Sücaattin Veli Ocağı, Mehmet DEMİRTAŞ Dede, Seyyid Sultan Sücaattin Veli Dergahı Postnişini (Eskişehir, Türkiye), Halil İbrahim KOZ Halife Baba (Silistre, Bulgaristan), Mustafa ÇAVUŞ Halifebaba (Razgrad, Bulgaristan), Seyyid ALI Baba (Silistre, Bulgaristan), Hacı Bektaş Veli Dergahı, Ali Haydar ERCAN Dedcbaba, Dünya Bektaşilerinin Önderi (Izmir, Türkiye), Hacı Dursun GÜMÜŞOĞLU Halifebaba (Istanbul, Türkiye), Gürkan ÖZEN Halifebaba, (Ankara, Türkiye),Nevruz AKPINAR Halifebaba, (Tekridağ, Türkiye),Salim ÖZTÜRK Halifebaba, (Kırklareli, Türkiye), Kazım BALABAN Baba, (Viyana, Avusturya), Halim Özgür SAVAŞÇI Baba ve Münih Sari Saltık Dergahı, (Münih, Almanya)…
Öte yandan, Gümülcine’de düzenlenen toplantıya Türkiye’den Halifebaba Hacı Dursun Gümüşoğlu da, canlı bağlantı ile katıldı.
Bektaşiliğin merkezinin Türkiye olduğunu vurgulayan Gümüşoğlu, “Türkiye ile herhangi bir sorunumuz yoktur. Şu anda oynanmak istenen uluslararası bir oyundur. Böyle bir inancın siyasal bir alana çekilmesi de kabul edilecek bir durum değildir. Bektaşiler olarak bizim devletimizle bir sorunumuz yoktur, bizim devletimiz vardır. Devletler adalet üzerine kuruludur. Bizim bir sorunumuz varsa bile, bunu kendi içimizde eksikliklerimizle birlikte görüyoruz ve bunları bizler tamamlıyoruz. Biz siyasal bir kurum değiliz, bizim Türkiye Cumhuriyeti devletimiz vardır, dünyada da varız, ülkemizde de varız.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Gümülcine’deki basın toplantısına Seyyid Ali Sultan Dergâhı kanaat önderlerinden Hasan Apti, Apti Pencal, Ahmet Paşa ve Viyana’dan Kâzım Balaban Baba katıldı.





