• Home
  • Anasayfa
  • “Aşırı” olan çiftçi mi, yoksa çiftçinin sorunlarını çözmeyenler mi?
Image

“Aşırı” olan çiftçi mi, yoksa çiftçinin sorunlarını çözmeyenler mi?

Başbakan Miçotakis dün, çiftçi eylemleriyle ilgili olarak şu cümleyi kurdu:

“Aκραίες ενέργειες δεν βοηθούν.” Türkçesi: “Aşırı eylemler fayda sağlamaz.”

Bu cümleyi duyunca, ister istemez gülümsedim! Çünkü bu ülkede “aşırılık” hep çiftçiye yakıştırılır. Sanki traktörünü yola çıkaran, yolu kapatan, köyünü terk etmeden direnen çiftçi keyfi için yapıyor

Sanki evine ekmek götüremeyen, elektrik faturasını ödeyemeyen, gübreyi yarım ölçü kullanan üretici çok meraklı eylem yapmaya…

Gerçekten soralım: Aşırılık ne? Traktörün yolda olması mı, yoksa çiftçinin cebinin boş olması mı?

Rakam çok, gerçek az…

Başbakan, yine milyonlardan bahsetti: “Bu yıl çiftçilere 600 milyon euro daha fazla destek veriyoruz…” dedi.

Evet, kâğıt üstünde doğru olabilir! Fakat çiftçinin cebi kâğıt üstünde dolmuyor! “Ödendi” denilen paraların bir kısmı hâlâ ortada yok, bir kısmı kontrol, inceleme, sistem arızası, monitoring hatası diyerek bekletiliyor.

Çiftçiye soruyorsun: “Para geldi mi?”

Cevap çok net: “Hayır…”

Devletin baktığı tabloyla, çiftçinin cebi arasında dağlar kadar fark var!

OPEKEPE düzelecekmiş! Bugün ne olacak?

Miçotakis, yeni sistemin daha “adil ve hızlı” olacağını söylüyor. Bir gün mutlaka… Ama çiftçi yarını değil, bugünü düşünüyor. Çünkü tarlanın mazotu bugün lazım. Hayvanın yemi, bugün alınacak. Sulama, bugün yapılacak…

Sistemin düzelmesini beklerken, çiftçi çoktan borç batağına saplandı. Bu gerçeği rakamların arkasında gizleyemezsiniz.

“Dürüst üretici kazanacak” söylemi…

Başbakan bir de “dürüst, gerçek üretici kazanacak” dedi. Evet, kulağa hoş geliyor. Ama yıllardır sahada tam tersi oluyor.

Dürüst üretici, en çok belge veren, en çok kontrol edilen ama en az kazanan kişi hâline getirildi.

Sorun, “adamını” bulup hile yapan 150 – 200 kişi değil! Sorun, sistemi temizlerken binlerce gerçek çiftçinin mağdur edilmesi. Hata nerede olursa olsun, bedeli hep aynı kesime kesiliyor.

Çiftçi artık yoruldu…

Başbakan Miçotakis’in “diyalog kapımız açık” sözünü de duyduk.

Çiftçi zaten yıllardır konuşuyor. Masalara gitti, talepler sundu, raporlar yazdı, temsilciler seçti…

Pek ya sonuç ne oldu? Sorunların yarısı bile çözülmedi…

Üretici artık laf değil, tarih istiyor:

“Şu gün, şu ödeme yatacak.”

“Şu tarihte, şu destek değişiyor.”

“Şu konuda, şu karar alındı.”

Gelecek zaman kipi artık kimseyi ikna etmiyor.

Son söz…

Başbakan dün “aşırılıktan” bahsetti! Ben de hem bir gazeteci, hem de bir çiftçi olarak tüm hükümet yetkililerine şunu soruyorum:

Bir ülkenin gıdasını üreten insanlar yollara düşmek zorunda kalıyorsa, aşırı olan çiftçi mi, yoksa bu durumu görüp hâlâ sorun yokmuş gibi davrananlar mı?

Korkarım ki, tarım politikaları böyle devam ederse “aşırılık” kelimesinin anlamını daha çok tartışırız…

Ama tartışacak çiftçi bulabilir miyiz, işte orası belli değil!