Ülkedeki, özellikle de Batı Trakya bölgesindeki çiftçiler, son yılarda hep aynı soruyla tarlaya giriyor: “Bu yıl masrafımı çıkarabilecek miyim?”
Oysa eskiden çiftçi bir kilo buğdayın, mısırın veya pamuğun parasını konuşurken yüzü gülerdi… Bugün aynı konuşma, “Mazotu nasıl ödeyeceğim?” sorusuyla bitiyor!
Geçen yıl pamuğunu 35 – 40 cent civarında satan üretici, kazandığı parayla rahat bir nefes alamadı! Kemer sıktı, borçlandı, bazı harcamalarını erteledi. Sonra yeniden tohum aldı, yeniden mazot koydu traktörüne ve bu yıl da tarlasını ekti. Çünkü çiftçinin toprağından başka tutunacak dalı yok!
Drahmi dönemini hatırlayan üreticiler, pamuğun kilosunun 340 drahmiye kadar satıldığı günlerden söz ediyor. Euro’ya geçişte belirlenen kurla bu tutar 1 Euro’ya karşılık geliyor! Elbette aradan geçen yılların parasını yalnızca kur hesabıyla karşılaştıramayız. Ama çiftçinin anlattığı dert, kuru değiştirdiğimizden beri değişmedi: Ürettiği ürünün değeri, tarlasına harcadığı paranın gerisinde kalıyor!
Mazot, gübre, elektrik, sulama, tohum… Çiftçinin önüne gelen faturalar, yıllardır büyüyor. Ürününü satacağı gün geldiğinde ise, fiyatı o belirlemiyor! Zarar etme ihtimalini üretici taşıyor; herkesin alacağı, bir şekilde çiftçiden tahsil ediliyor! Son yılarda ülkede yaşanan budur…
Bu yıl pamuk için konuşulan fiyat ise 45 -50 cent! Bozdur, bozdur harca! Hâl böyle olunca, bu yıl da tüm çiftçilerin aklındaki tek soru: “Gelecek yıl tarlamı ekebilecek miyim?”
Yeni Demokrasi (ND) hükümeti destek açıkladığını söylüyor! Evet, mazot ve gübre için bazı küçük tedbirler duyuruldu. Fakat bir destek paketinin çiftçiye yarayıp yaramadığını anlamak için açıklamanın başlığına değil, üreticinin cebine bakılır. Hasat sonunda çiftçi hâlâ borcunu çeviremiyorsa, hükümetin yaptığı iş yeterli değildir…
Onun için hükümet, çiftçinin karşısına somut bir hesapla çıksın: Bir dönümlük tarlanın bütün gideri ne kadar? Hasatta, üreticinin eline ne geçiyor? Açıklanan destekten sonra cebinde ailesini geçindirecek, gelecek yıl yeniden ekecek para kalıyor mu?
Bu sorulara cevap vermeden “Çiftçiyi destekliyoruz!” demek, kolay. Çiftçiye bir kez daha kemer sıkmasını söylemek ise, daha da kolay. Zor olan, düşük ürün fiyatı karşısında onu gerçekten koruyacak bir politika kurmak…
Ülke çiftçisi üç yıldır tarlasını inatla ekiyor. Bu inat bir hükümet başarısı değil, geçim mücadelesidir… ND hükümeti üreticinin dayanma gücünü sınırsız sanmasın! Yarın – öbür gün, çiftçi borç bulup ekemezse, boş kalan yalnızca tarla olmayacak; köylerin geçimi ve gençlerin burada kalma umudu da eksilecek…
Çiftçi, sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığıyla yaşayabilmek istiyor… Hükümet bunu sağlayamıyorsa, yaptığı açıklamaları değil, çiftçinin cebine giren parayı arttırmak zorunda…
Eğer mevcut hükümet bunu yapamıyorsa, o zaman da çiftçiler, mecburen hükümeti değiştirmek zorunda!

