Benim, Batı Trakya’da gazeteciliğe attığım ilk adım, bugün yokluğunu derin bir sızıyla hissettiğim merhum Halil Salih (Hâkî) sayesinde oldu. Ben mesleğe, İLERİ gazetesinde Hâkî ağabeyin yanında başladım…
Hiç unutmam; ilk tanışmamızın ardından, elini açıp bana doğru uzatarak demişti ki: “Yarın yine gel… Ama gelirken yanında mutlaka, şu avucumun içine bırakacağın bir köşe yazın olsun. Eğer yoksa, gelme!”…
Ben de, ertesi gün sabah erkenden tekrar kendisini ziyaret etmiş ve avucuna bir değil iki yazı bırakmıştım ki, o yazdıklarımdan biri olan ve İLERİ’nin ilk sayfasında yayımlanan “Kanayan yaramız: İşsiz Üniversiteliler…” başlıklı yazım, Batı Trakya’da büyük ses getirmişti…
Şimdi bugün ben eğer, Cumhuriyet gazetesinin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni olarak kalemi elime alabiliyorsam, bunda Halil Salih’in emeği, sabrı ve öğreticiliği büyüktür…
Ben, Hâkî ağabey ile uzun yıllar birlikte çalıştım… O, sadece bir gazeteci, şair ya da yazar değildi; aynı zamanda Azınlık Basını’nın hafızası, direnci ve vicdanıydı. Her satırında Batı Trakya Türklerinin sesi, her yazısında bir mücadelenin izi vardı. Bana ve benim gibi genç gazetecilere, basının sadece haber vermek değil, kimlik, onur ve hak mücadelesi olduğunu öğretti.

Birlikte çalıştığımız yıllarda imkânlarımız sınırlıydı. Hâkî ağabeyin, kendi ifadesiyle: “Yumruk kadar” küçük bir matbaa makinesi vardı. Gazeteyi, o küçük makinada kendi ellerimizle basardık. Mürekkep kokusu, makinenin sesi, gecenin geç saatlerine kadar bitmek bilmeyen baskılar… O günlerde sadece gazeteciliği değil, matbaacılığı da ondan öğrendim. Bir gazetenin nasıl emekle, sabırla ve inatla ayakta tutulduğuna birebir tanıklık ettim.
Bu sayede, önce İleri gazetesini, ardından da Cumhuriyet gazetesini yaklaşık 20 yıl kendi imkânlarımla bastım. Bugün geriye dönüp baktığımda, matbaa makinesinin başında geçen o zorlu ama öğretici günlerin, meslek hayatımın en kıymetli hatıraları olduğunu görüyorum… Ve her birinin temelinde, Hâkî ağabeyin, yani merhum Halil Salih’in emeği vardır…
Halil Salih, bedel ödemekten hiçbir zaman kaçmamış biridir. Yazdıkları yüzünden soruşturmalara uğramış, hapis yatmış, cezalar almıştır. Ama kalemini eğmemiş, sözünü kısmamıştır. Bana da dik durmayı, şartlar ne olursa olsun doğru bildiğini yazmayı miras bırakmıştır.
Hâkî ağabeyin vefatıyla, Batı Trakya Türk Basını önemli bir çınarını kaybetti. Ben ise sadece bir meslek büyüğümü değil, bir ustayı, bir yol göstericiyi, bir ağabeyi kaybettim. Onunla geçen yıllar, bana mesleğin kitabını değil, ruhunu öğretti.
Merhum Halil Salih’i, rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Kalemi sustu belki ama bıraktığı iz, yetiştirdiği insanlar ve verdiği mücadele yaşamaya devam edecek.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun…
Sezer Rıza
Cumhuriyet Gazetesi
Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni





