Çarşamba 09 Eylül 202623°CGümülcine

Image

Atina’nın Aynaya Bakma Zamanı!

Ülkemiz Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in Arnavutluk’taki ‘Yunan Ulusal Azınlığı’nın haklarının korunmasını “öncelikli ve hayati” bir mesele olarak tanımlaması, ilk bakışta evrensel değerlerle uyumlu bir duruş gibi görünüyor!

Azınlık Hakları, Hukukun Üstünlüğü ve Demokratik Standartlar elbette ki modern Avrupa’nın temel taşlarıdır. Ancak sorun tam da burada başlıyor! Bu aynı ilkeler, Yunanistan’ın kendi sınırları içinde söz konusu olduğunda, neden geçerliliğini yitiriyor?

Türkiye, Batı Trakya’daki Türk Azınlığın haklarına ilişkin her açıklama yaptığında Atina’dan neredeyse ezberlenmiş bir tepki geliyor: “Batı Trakya’da Türk Azınlık yoktur; Müslüman Azınlık vardır. Bu bizim iç işlerimizdir, kimse karışamaz.” Oysa Yunanistan, Arnavutluk’taki Yunan Azınlığı söz konusu olduğunda kendisini yalnızca “anavatan” olarak değil, aynı zamanda bu azınlığın haklarının uluslararası düzeyde takipçisi olarak konumlandırmaktan çekinmiyor.

Bu tablo, açık bir çifte standardı gözler önüne seriyor. Bir ülkede azınlık haklarını savunmak “hukukun üstünlüğü” olarak tanımlanırken, başka bir ülkede aynı hakların dile getirilmesi “iç işlerine müdahale” olarak damgalanıyor. Eğer azınlık hakları evrenselse, ki öyledir, bu hakların savunulması da seçici olmamalıdır.

Batı Trakya Türk Azınlığı, hakları Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış, Yunan ve Avrupa Birliği vatandaşı bir topluluktur. Kimlik, Eğitim, Din Özgürlüğü ve Örgütlenme alanlarında yaşanan sorunların dile getirilmesi ne bir meydan okumadır ne de iç işlerine müdahaledir. Tam tersine, hukukun üstünlüğü iddiasında bulunan bir devlet için, bunlar yüzleşilmesi gereken gerçeklerdir.

Yunanistan, Avrupa Birliği’nin en eski üyelerinden biri olarak, AZINLIK HAKLARI konusunda örnek olma sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluk, yalnızca komşu ülkelerdeki “kendi” azınlığı savunmakla sınırlı değildir; kendi ülkesindeki azınlıkların sesini duymayı ve taleplerini meşru kabul etmeyi de gerektirir.

Atina’nın, bugün Arnavutluk’tan talep ettiği saygı ve güvenceleri, Batı Trakya’daki Türk Azınlık için de aynı samimiyetle uygulaması gerekir. Aksi halde, yapılan her “hukukun üstünlüğü” vurgusu, kendi içinde çelişen bir siyasi söylem olmaktan öteye geçemeyecektir…

            Uzun lafın kısası: Atina’nın, artık aynaya bakma zamanıdır!..