18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü ile İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümü vesilesiyle, 18 Mart Salı günü T.C. Gümülcine Başkonsolosluğu’nda tören düzenlendi.
Başkonsolosluk bahçesinde öğle saatlerinde gerçekleştirilen törene, Azınlık Yöneticileri ve bazı soydaşlar katıldı.
Çanakkale Savaşı’nda ve vatan savunmasında hayatını kaybeden tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan tören, İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe S. Müftüsü Mustafa Trampa
Törende, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa selamlama konuşması yaptı. Trampa konuşmasında, Çanakkale Savaşı’nın önemine değindi.
Başkonsolos Ünal: “Selanik’te açılan bir çift mavi göz, savaş alanını süzdü ve bir dehayı yansıttı.”
Trampa’nın ardından, Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal günün anlam ve önemini vurgulayan bir konuşma yaptı.
Başkonsolos Ünal konuşmasında, şunları söyledi:

“Bugün burada, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşının kabulü ve bağımsızlığımızı mümkün kılan şehitlerimizi anma vesilesiyle toplandık.
İstiklal Marşımız, sadece bir şiir, bir edebi metin değil, Türk milletinin küllerinden yeniden doğuşunun, zulme boyun eğmeyen milletin Mustafa Kemal önderliğinde haykırışıdır.
Vatan toprağı işgal altında. Bir avuç idealist ve realist vatan evladı, bu vatanın bizim olduğunu ilan ediyor ve halkı kurtuluş mücadelesine hazırlıyor. Bu dönemde vatan şairi Mehmet Âkif Ersoy, inancı ve cesareti kâğıda döküyor ve ‘Korkma!’ diyerek Türk’e mesajını veriyor.
İstiklal Marşımız, şehit kanıdır, halkın haykırışıdır, cephedeki Mehmetçik’in kılavuzu ve Allah Allah nidasıdır. İstiklal Marşımız, vicdanımız, kılavuzumuz, sesimiz ve görevimizdir. Türkiye’nin varlığının daim olacağının kanıtıdır.
Bize bu mirası bırakan Mehmet Akif, marş nedeniyle aldığı ödülü kabul etmeyecek kadar vatanseverdi. Vatan mücadelesinde en büyük ödülün bağımsızlık, onurlu yaşam, başların dik olduğunu, maddiyat olmadığını gösterdi. Mehmet Akif’in ‘Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!’ ifadelerinin derinliğine bu açıdan da bakmamız gerek.
Zamanı kutsal isyanımız, Kurtuluş Savaşı’mızdan biraz geriye alalım. Çanakkale’deyiz. Mehmet Akif’in mısralarıyla;
‘Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.’
18 Mart Deniz Zaferi, büyük bir zaferi, bir ruhu, bir duruşu temsil eder. 18 Mart, tonlarca çeliğin, sayısız top mermisinin boğazı geçemeyeceğini anlatır. Bugün Çanakkale Boğazı’ndan geçen gemilerimiz, bu büyük zaferin ve zaferi bize armağan edenlerin şerefine, jurnallerine ‘Çanakkale Boğazı geçildi’ kaydını düşmezler. ‘Çanakkale çıkıldı’ ve ‘Şehitler Abidesi selamlandı’ şeklinde saygı ve minnetlerini ifade ederler.
Gelibolu kara savaşı, Mustafa Kemalsiz düşünülemez. Selanik’te açılan bir çift mavi göz, savaş alanını süzdü ve bir dehayı yansıttı. Muharebeler sırasında ordu ve halkın tanıdığı bir komutan oldu.
İnsanın kendini öğrenmesi, kendini bilmesi bilgeliğin önemli bir parçasıdır. Mustafa Kemal de kara savaşında kendini çok iyi öğrenmiştir. Bilgelik, insanları da iyi tanımayı beraberinde getirir. Askerini, halkını iyi tanıyan Mustafa Kemal bu bilgeliğini komutanlığına ve liderliğine de yansıtmıştır.
Şehitlerimizin kanıyla sulanan saha bugün Türkiye’nin tarihi mirasının önemli bir parçasıdır. Her yıl binlerce yerli ve yabancı insan, Çanakkale’yi ziyaret ederek bu kahramanlığı yerinde görerek şehitlerimize minnetini sunmakta ve geçmişin düşmanlıklarının nasıl günümüzün dostluğuna dönüştüğünü göstermektedir.
Mustafa Kemal ve Mehmet Akif ile cephelerde şehit verdiğimiz kahramanlarımızdan başlayarak, terör örgütlerinin de saldırılarında şehit olan tüm güvenlik görevlilerimizi, Dışişleri Bakanlığımız görevlileri dahil devlet memurlarımızı, vatandaşlarımızı saygıyla anıyoruz.”…
Anma programı, Gümülcine S. Müftüsü İbrahim Şerif’in şehitler anısına yaptığı dua ile sona erdi.

